16.11.11

pastoral senfoni

andre gide

gerçeğin rengi gridir.

bunun üzerine amélie itirazlarına başladı: bana söyleyecek hiçbir şeyi olmadığını -en uzun tartışmalarda bile sözlerine böyle başlar- ne akla, ne de düzenimize uymayan saçma sapan icatlarıma, her zamanki gibi katlanmaktan başka çaresi olmadığını söyledi.

insanoğlu bu dünyayı çirkinleştiren, kirleten, acılar veren günah ve düzensizliklerden çok; güzelliği, refahı, düzeni ve ahengi sağlayan şeyleri hayal eder. ruhumuzun buna daha çok eğilimi vardır ve bunu yaparken de beş duyumuzyol gösterir bize. aynı zamanda da doğruyu bulmamıza yardım eder.

küçük şeylere sadık kalanlar, büyük şeylere de sadık kalırlar.

gözleri olan insanlar bakmayı bilmeyenlerdir.

aşkın içinde hiçbir zaman kötülük bulunmaz.

kalbimde iyi şeylerden başka hiçbir şey hissetmiyorum. kimseye acı vermek istemezdim. kimseye mutluluktan başka bir şey vermek istemezdim.

gerçek aşk insanı şaşkına çevirir, utanıp kızarmadan yaşanmaz gerçek aşk denilen şey.

incil'e bakıyorum, emir, tehdit, gözdağı, yasaklama arıyorum; boşuna, yok.. bütün bunlar yalnızca saint paul'de var. jacques'ı rahatsız eden şey de isa'nın sözlerinde bunları kesinlikle bulamaması. onunki gibi ruhlar, etraflarında onlara yol gösteren birinin, engellerin ve demir parmaklıkların olmadığını hissettiklerinde kendilerini kaybolmuş hissederler. vazgeçtikleri özgürlüğü başkalarında gördüklerinde bundan rahatsız olurlar. aşkla ve iyilikle kolayca alabilecekleri şeyleri baskı ve zorlamayla elde etmeyi tercih ederler.

biliyorum ki huzuru, onu yalnızca huzur sonucunda hissedebileceğimiz duygularla elde etmeye çalışarak tehlikeye atmış oluruz. seven bir ruh gönüllü olarak itaat etmekten mutluluk duyar; ancak hiçbir şey huzuru aşksız bir itaat kadar gölgeleyemez.

"eğer küçük çocuklar gibi olmazsanız, göklerdeki krallığa giremezsiniz."

her canlı huzurlu olma yeteneğine az ya da çok sahiptir. her canlı huzura doğru ilerlemelidir.

gertrude'un tekbir gülüşü bana, benim ona ders vererek öğrettiklerimden çok daha fazla şey öğretti.

günah ruhu karartan, onun huzuruna gölge düşüren şeydir. gertrude'un bütün varlığından etrafa yayılan o eksiksiz ve mükemmel huzur, günahı hiç tanımıyor olmasından kaynaklanıyor. onda açıklıktan, duruluktan ve aşktan başka bir şey yok.

"eğer bir kardeşin herhangi bir nimet için üzülmüşse, sen aşkla yürümüyorsun demektir."

allah'ım! kalbimde aşka ait olmayan ne varsa al benden.

mutlu bir insandan yayılan aşk etrafa mutluluk saçar.

ben kötülüğe hiçbir şey eklemediğimden emin olmak isterdim.

"ben, kanunların olmadığı zamanlarda gerçekten yaşıyordum; ama ne zamanki gökten emirler geldi, günah tekrar canlandı ve işte şimdi ben öldüm."

ağlamak isterdim. yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyorum.