5.11.11

bilge

erasmus

stoisyenlere göre bilge olmak, aklını kendine kılavuz edinmek; deli olmaksa, ihtiraslarının keyfine kendini kapıp koyvermektir. onun için değil midir ki jupiter hayatın acılarını, tasalarını biraz yumuşatayım diye insanlara akıldan çok ihtiras vermiş? birinin ötekine oranı, bir tohum tanesinin bir dragmaya oranı gibidir. hem aklı kafanın bir köşeciğine attığı halde, vücudun geri kalanını ihtirasların sürekli çırpınışlarına bırakmıştır. sonra, yapayalnız kalan bu zavallı aklın karşısına pek haşin ve gazaplı iki zalimi çıkarmış: üst bölümde, yani hayatın kaynağı olan yürekte öfkeyi, vücudun en aşağı yerlerine kadar hükmü geçen şehveti. insanların hareket tarzı, bu iki kuvvetli düşmana karşı aklın elinden ne geldiğini her gün yeteri kadar göstermektedir.

var olması mümkün olsaydı, bu türlü bir insandan bir yaratılış azmanı gibi nasıl iğrenmezsin, korkunç bir hayaletten kaçar gibi nasıl kaçmazsın? tabiatın sesine kulakları tıkalı olduğundan, şefkat, merhamet, iyilikseverlik duyguları onun en sert kayadan yapılmış yüreği üzerinde hiçbir etki yapmayacaktır. hiçbir şey onun gözünden kaçmaz, hiçbir şey onu aldatmaz; bir vaşağın gözü bile onun gözü kadar keskin değildir. her şeyi kılı kırk yararcasına inceler, tartar. benzerlerine karşı müsamahası olmadığından, ancak kendinden hoşnuttur. tek zengin, tek sağlam, tek hür insan kendi sanır; sonucu, bu dünyada edinilecek her şeye sahip olduğunu sanır; ama buna inanan tek insan kendisidir. dost edinmek kaygısı olmadığından, kendisi de hiç kimsenin dostu değildir. hatta tanrıları bile hor görmeye yeltenir. dünyada olup biten her şey tenkitlerine, alaylarına sürekli bir konudur. stoisyenlerin mükemmelliğin, bilgeliğin bir örneği diye baktıkları hayvan işte böyledir. rica ederim, söyleyin, hangi halk böyle bir adamı başına hakim seçmek ister? hangi ordu onu başı olarak görmek ister? böyle bir kimse sofrasında kendisine yer verecek bir adam, kendisiyle evlenecek bir kadın, kendisine hizmet etmeye razı olacak bir uşak bulacak mı? rastgelip bulsa bile, hemen onlara yük, çekilmez insan olmayacak mı?