23.8.10

hayat

arthur schopenhauer

gençliğimde, kapının zilinin her çalınışında, gönlüm sevinçle doluyor ve kendi kendime "oh ne iyi! işte yeni bir olay!" diyordum. ama yıllar geçip de olgunlaştığım zaman, her zil sesinden sonra şöyle düşündüm: "yine ne var?"

şu dünyayı tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalıyor.

yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "bunca mutsuzluğu ve boğuntuyu ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?"

varlığımızın dolaysız amacı acı çekmek olmasaydı, yeryüzünde bulunuşumuzun hiçbir nedene dayanmadığını kolayca söyleyebilirdik. mutsuzluk ve acı, kuraldışı değil, kuraldır.

sefalet, nasıl halkı rahatsız edip durursa, can sıkıntısı da seçkinleri öyle rahatsız eder.

istemek, temeli bakımından acı çekmektir ve yaşamak, istemekten başka bir şey olmadığına göre, hayatın tümü, özü bakımından acıdan başka bir şey değildir. insan ne kadar yüceyse acısı da o ölçüde fazladır. insanın hayatı, yenileceğinden hiç şüphe etmeksizin, var olmaya çalışmak için harcanmış bir çabadır.

insanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez.

hayat hiçbir zaman güzel değildir; güzel olan, hayat üzerine yapılmış betimlemelerdir sadece. özellikle, şiirin ışığı bu görünüşleri aydınlatıp ışıttığı zaman ve yaşamanın ne olduğunu bilmediğimiz gençlik yıllarında kavrarız bunu.

hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun!

hiçbir sanat, dünyanın gerçek özünü, müzik gibi dolaysız ve derin bir biçimde dile getiremez. güzel ve yüce melodiler duymak, ruhu yıkamak gibidir; insanı bütün pisliklerden, bütün zavallılıklardan ve bayağılıklardan arıtır.

bir kimsenin rahatsız olmadan dayanabileceği gürültü niceliği, onun zihinsel yeteneğiyle ters orantılıdır.

ahlak felsefelerimizin ve ahlak sistemlerimizin erdemli, yüce ve ermiş insanlar yaratacağını sanmak; estetik üzerine yazdığımız kitapların şairler, heykeltıraşlar, ressamlar ve müzisyenler yaratacağını sanmak kadar saçmadır.

hayvanlara kötü muamele eden bir kimsenin iyi bir insan olduğu görülmemiştir.