3.1.20

kalıtım

alfred adler

karakterin kalıtımsal bazı parçaları içerdiği düşüncesi bin yıllardır sürüp gelmiş bir batıl inançtan başka şey değildir. ne zaman insanlar sorumluluktan kaçmış ve kaderci bir görüşü benimsemişlerse, kalıtımsal karakter özellikleri öğretisi hemen hiç şaşmaksızın sahnede boy göstermiştir. bu öğreti, en basit şekliyle bir çocuğun iyi ya da kötü bir insan olarak gözlerini dünyaya açtığı inancında açığa vurur kendini. böyle bir inancın ne kadar saçma sayılacağını kanıtlamak zor değildir; hiçbir sorumluluk altına girmemek için duyulan alabildiğine güçlü bir istek böyle bir inancı ayakta tutabilir ancak. karakter özelliklerine ilişkin diğer nitelemeler gibi, "iyi" ya da "kötü" nitelemesi de yalnız toplumsal yaşamla bağlantılı olarak bir anlam taşır, "başkalarının esenliği için yararlı" ya da "başkalarının esenliği için zararlı" yargısını önkoşul olarak gerektirir. doğmadan önce çocuk, kastettiğimiz anlamda bir insan topluluğu içinde bulunmaz, doğduktan sonra ise her iki yönde gelişim olanağına sahiptir. iki yönden hangisine sapacağı, çevresinden ve kendi vücudundan kaynaklanacak izlenim ve duyumlara, beri yandan söz konusu izlenim ve duyumları değerlendiriş biçimine bağlıdır. ama hepsinden çok bağlı olduğu şey, çocuğa verilecek eğitimdir.