13.1.11

havva

vüs'at o. bener

tüysüz erkekler merhametsiz olur.

merhamet kötü şey, ondan kurtulmak lazım.

ne mendebur talih be! birinden kurtul, birine çat. şu kadınlar kuş beyinli. hiç düşünmüyor ki. zavallı basit kadın. ben seninle nasıl evlenirim?

geri getirilemeyecek elli yılın başlangıcındayım. mutluluk, bilinç susuncaya değin, belleğinden avuntu çıkarabilenlere özgü olsa gerek. bana göre, nasılı önemli değil -boşunadır yaşanan diyorum da, her bayram, yılbaşı gönderdiği kutlama kartlarını yanıtlamamak kararımı uygulayamıyorum, incelik gereği. sadece bir daha görüşme önerisine, bir kez bile yanaşmadım.

yürüyen kaldırımda duruyorum. renk körlüğü mü başladı, okumuş muydum, uyduruyor muyum, köpekler siyah-beyaz görürmüş güya nesneleri, köpekleştim mi yoksa? kuşkuya düştüğümü şimdi düşünüyorum. her şey siyah-beyaz: kıpkırmızı olması gereken -neden?- bakara gülleri, yemyeşil olması gereken -niçin?- çimenler, bordo olması gereken -niye?- spor arabasından mutlu çift gülücüklerini sergileyen reklam panoları... bilinmeze götürüldüklerinden habersiz görünen soyunuk, ne erkek, ne dişi insanlar da duruyor, sırtları birbirlerine dönük, nereye baktıkları belli değil. gökyüzü kapkara. sağanak yağmur öncesi. ben giyiniğim, ama titriyorum. daha yürüyen yollara sıra gelmedi anlaşılan. çift katlı otobüslerden biri önümde yavaşladı. pencereleri tozlu. durdu galiba. o mu, kaldırım mı? hep aynı hizadayız. düz mantık gereği ne o, ne kaldırım öyleyse. arka sıralardan bir pencerenin camı açık. bu 'ben' miyim? biri kürek kemiklerimin arasına sokulu anahtarı çevirmeye başladı, sol kolum -belki de sağ- kırık kırık kalkıyor. 'ben' de beni görmüş olmalı, başını çıkardı pencereden- dev balyozlar pamuk yığınlarına dalıp çıkıyor, çıt yok, dudaklarının kıpırdanışını izliyorum 'ben'in, "buluşalım" demeye mi getiriyor? sanırım. ama nasıl, nerede, kaç yüzyıl sonra? içimdeki gramofon -his master's voice- habire baştan çalıyor cızırtılı plağı: saçmalama. benimle mi ilgili bu uyarı? sinirlenmemeliyim, oysa unutmuş olmalıyım öfkeyi. 'ben' konuşmayı sürdürüyor gibi. sözcüklerin tek tek karşılıklarını bilmenin anlamsızlığını, birleştirildiklerinde bile anlam kazanmayabileceklerini anlamaktan uzağım. zorla belleğini, anımsa kendini! sabredin, buluşabilirsiniz. hiç de inandırıcı değil artık, umut yok. belki bir an duraklarsa itici güç, o andan yararlanabilirsek, yineleyebiliriz kesintiye uğrayan zamanı. zaman kesintiye uğramaz, yinelenmez.

"seyreyledim eşkâl-i hayatı

ben havz-i hayâlin sularında"