12.2.19

din kuramı

georges bataille 

tanrılar, yalnızca gerçeklik dayanağı olmayan mitsel tinlerdir.

doğruyu söylemek gerekirse hiçbir şey, kökenimiz olan bu hayvansal yaşam kadar bize kapalı değildir. hiçbir şey, sessiz evrenin ortasında bulunan ve ne insanların ona verdiği anlama ne de onları yansıtan bir bilinç olmadan tasarımlamayı arzuladığımız anda şeylerin anlamsızlığına sahip olmayan dünya kadar düşünce biçimimize yabancı değildir.

en üstün varlık'ın nesnel kişiliği onu, dünyanın içinde sanki kendisi aynı anda özneler ve nesnelermiş ama onlardan açıkça ayrıymış gibi aynı yapıdaki diğer kişisel varlıkların yanına yerleştirir: insanlar, hayvanlar, bitkiler, yıldızlar, meteorlar.

yaşamsal özü tüketme isteğinde daha fazla ileri gidilemez. hatta bundan daha sakınımsızca gidilemez. bu kadar yoğun bir tüketme hareketi daha büyük bir huzursuzluk yaratarak bir huzursuzluk duygusuna yanıt verir.

an'ı saçlarından bir kez yakaladıktan sonra, önceki tüm zaman çoktan kavranan bu anın gücü içinde kalır. ve buraya ulaşmamı sağlayan tüm kalıcılıklar, tüm işler birdenbire yok edilmişlerdir, bu küçük anın okyanusu içinde bir ırmak gibi sonsuzca boşalmışlardır.

bu devasa girişim dünyasında, önemsiz anın içindeki kesin bir kaybedişten başka bir amacı olan bir şey yoktur.

şeyler dünyasının, içinde çözüldüğü gereksiz evrenin içinde hiçbir şey olmaması gibi, çabalar birikimi bir anın boşluğu yanında hiçbir şeydir. boş sözcüğünün küçültücü değerini doğrulayan, zamanın kaybolup gidişi korkusuyla değersiz işlemlerin içine gizlice giren özgür ama bununla birlikte boyun eğen andır.

insansal yaşamın mümkün olan en uzağa giden bir deneyim olduğu kişiye: ben, düşüncemi dile getirmek istemedim ama ayrımsızlığın içinden senin düşündüğün şeyi ortaya çıkarmada sana yardımcı olmak istedim. sen benden, sağ bacağının sol bacağından farklı olmasından daha fazla farklı değilsin ama bizi birleştiren şey, canavarlar doğuran -aklın uykusudur.