19.10.15

kırmızı pazartesi

gabriel garcia marquez

her zaman ölenden yana olmak gerek.

angela vicario'yla bayardo san roman birbirlerini ilk kez ekim ayında yapılan ulusal bayramda, yardımlaşma için düzenlenen bir kermeste görmüşlerdi. bayardo san roman, kermese gelmiş ve doğruca, bileklerine kadar yas giysilerine bürünmüş olan genç kızın bulunduğu tezgaha doğru gitmiş ve ona, kermesin en büyük ikramiyesi olan sedef kakmalı gramofonun kaç para olduğunu sormuş, kız da ona gramofonun satılık olmadığını, kura sonucu sahibini bulacağını söylemişti. bayardo san roman: "böylesi daha iyi." demişti. "daha kolay olur; hem de daha ucuza gelir." angela vicario, genel bir üzüntü içinde, çekilişin sonucunu bildirdiği zaman, canı çok sıkılmıştı. piyangoyu gerçekte bayardo san roman kazanmıştı. kendisini şaşkınlığa uğratabilmek amacıyla, tüm biletleri satın aldığını düşünememişti.

bana "iki çocuğa benziyorlardı." dedi. bu düşünce rahatını kaçırmıştı. çünkü her zaman dünyada yalnız çocukların her şeyi yapabileceklerini düşünürdü.

savaşkan bir kuşla dostluğa kalkışan şahin için düne kadar süregelen barış artık sona ermiştir.

çok yemek yemek onun her zaman başvurduğu bir ağlama biçimiydi.

cezaevinde onlar için en dayanılmaz şey, aklı başında olmaktı.

bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.