21.9.18

ağaç ve doğanın doğası

john fowles

günümüzde dünya kimi zaman kıyamet gününe öylesine yakın, öylesine felaketin eşiğinde görünüyor ki, gerçekten marazi biri için, dünya neredeyse dikkat çekecek ölçüde hastadır.

şimdi, narin bir bitkidir. toplumdaki hemen her şey, bu bitkinin yeşerebileceği iklim ve koşulları yasaklamakta ya da yadsımaktadır.

essex bataklıkları ve arktik tundralar gibi bir iki istisna dışında düz ve ağaçsız yerlerden hep nefret etmişimdir. oralarda zamanın egemenliği var gibidir, zaman bir duvar saati gibi insafsızca tik tak eder. ancak ağaçlar zamanı saptırır ya da daha çok, bir sürü zaman yaratır.

iyi filozoflar gerçeğin kaosunu budarlar ve sabit biçimlere sokarlar; böylece onu değerli ve lezzetli meyveler vermeye zorlarlar -en azından teoride.

iki dalın farklı yönlerde büyümesi gerçeği, onların aynı ihtiyaç mekanizmasını, yani daha derindeki bir dizi kuralı paylaşmadıkları anlamına gelmez.

adaletsiz kaosta bir düzen belirtisi, doğru bir felsefede sebat etmenin ödülü. onun kaosunun benim düzenim olması sanırım pek önemli değildir.

yaşamının sonunda çıldırmış olması düşüncesi kadar tuhaf ya da şiirsel olarak haklı başka bir şey bilmiyorum.

doğaya karşı geçmişten gelen düşmanlığımızın ve kayıtsızlığımızın kökeninde yatan, doğanın büyük bölümünden genel olarak faydalanamayışımızdır.

ne yazık ki, dünya yaşama duygusunu, onun varlığını öiü bilgilerle doldurarak ortadan kaldırmaya ve yıkmaya kararlı görünüyor.

acımasız, acılı, hatta ölümcül de olsa, bu dünyada belirsizliğin saf anlaşılmazlığı olmaksızın yaşayamazdık.

uçağa her binişimde uçağın yere çakılacağını ve öleceğimi biliyorum. çekici bir kadınla karşılaştığım her defasında (şimdiki yaşımda bile), karşılaşmanın ardından aşkın yeşereceğini hayal ediyorum. her ne kadar böyle bir şeyin olmayacağından ya da olamayacağından fazlasıyla emin olsam da.

insanlık büyük bir değişiklik geçirmezse (körlüğünü gidermez, kendini dönüştürmez, biçimini değiştirmezse), büyük aptallığımız ve kayıtsızlığımız bir gün dünya'nın sonunu getirecektir.