13.6.16

tractatus

ludwig wittgenstein

dünya, olduğu gibi olan her şeydir.

mutlunun dünyası, mutsuzunkinden başka bir dünyadır.

dilimin sınırları, dünyamın da sınırlarıdır.

düşünce, düşündüğü olgu durumunun olanağını içerir. düşünülebilir olan, olanaklıdır da.

gündelik dil, insan örgenliğinin bir parçasıdır ve ondan daha az karmaşık değildir.

gündelik dilin anlaşılması için yapılan sessiz düzenlemeler korkunç derecede karmaşıktır.

felsefe konularında yazılmış çoğunluk tümceler ve sorular yanlış değil, saçmadır.

uzam, zaman ve renk, nesnelerin biçimleridir. ancak nesneler varsa dünyanın belirgin bir biçimi olabilir.

bir tümceyi anlamak, o doğru olduğunda, neyin olduğu gibi olduğunu bilmektir.

felsefe bir öğreti değil, bir etkinliktir.

hiçbir tümce kendi üzerine bir şey söyleyemez; çünkü tümce imi kendi kendisinin içinde kapsanamaz.

im, simgede duyusal algılanabilir olandır.

bir tümce bir başkasından sonuç olarak çıkıyorsa, beriki ötekinden daha çok, öteki de berikinden daha az şey söyler.

nedensel bağlantıya inanç, batıl inançtır.

ruh veya özne, bugünün yüzeysel psikolojisinde yorumlanışıyla, bir garabettir.

dil düşünceyi örter.

dünyanın anlamı, dışındadır. dünyanın içinde her şey nasılsa öyledir, her şey nasıl olup bitiyorsa öyle olup biter, içinde hiçbir değer yoktur; olsaydı bile, hiçbir değer taşımazdı.

dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.

dünyanın nasıl olduğu, yüksek olan için hiç fark etmez. tanrı kendisini dünyanın içinde açığa vurmaz.

gizem yoktur. bir soru sorulabiliyorsa, yanıtlanabilir de.

benim tümcelerim şu yolla açımlayıcıdırlar ki; beni anlayan, sonunda bunların saçma olduklarını görür.

üzerine konuşulamayan konusunda susmalı.