26.10.13

robert f. kennedy

zygmunt bauman

uzun zaman önce, 18 mart 1968'de robert kennedy başkanlık seçim kampanyasının en hararetli zamanında, gsmh'ye dayalı mutluluk ölçütüne ilişkin yalana sert bir saldırıyla yanıt vermişti:

"bizim gsmh'miz, hesaplamalarında, hava kirliliğini, tütün reklamlarını ve otobanlarımızdan yaralıları toplamak üzere kullanılan ambulansları hesaba katar. evlerimizi korumak için tesis ettiğimiz güvenlik sistemlerinin ve evlerimize gizlice girmeyi başaranları tıktığımız cezaevlerinin maliyetlerini kayda geçirir. sekoya ormanlarımızın yıkımını ve bunlarının yerlerini, genişlemenin ve kaotik kentleşmenin almasını içerir. napalm bombalarının, nükleer silahların ve kent kargaşasını zapt etmek için polisin kullandığı silahlı araçların üretimini içerir. çocuklara oyuncak satmak için şiddeti yücelten televizyon programlarını kayda geçirir.

öte yandan, gsmh çocuklarımızın sağlığından, eğitimimizin kalitesinden ya da oyunlarımızın neşesinden söz etmez. şiirimizin güzelliğini ve evliliklerimizin kudretini ölçmez. politik tartışmalarımızın niteliğini ve temsilcilerimizin güvenilirliğini değerlendirmekle ilgilenmez. cesaretimizi, aklımızı ve kültürümüzü dikkate almaz. ülkemize duyduğumuz şefkat ve adanmışlık hakkında tek bir söz söylemez. kısacası gsmh, yaşama cefasını değerli kılan şeyler dışında her şeyi ölçer."

robert kennedy bu ateşli suçlamayı yayınladıktan ve yaşamı değerli kılan şeylere tekrar önem kazandırma maksadını ilan ettikten birkaç hafta sonra öldürüldü; dolayısıyla eğer abd başkanı olarak seçilseydi, başarmak şöyle dursun, sözlerini gerçekleştirmeyi deneyip denemeyeceğini bile hiçbir zaman bilemeyeceğiz. yine de tek bildiğimiz şey, arada geçen kırk yılda, vermeye çalıştığı mesajın çok az kişi tarafından duyulduğu, anlaşıldığı, benimsendiği ve hatırlandığıdır. seçtiğimiz temsilcilerin, meta piyasalarının anlamlı ve mutlu bir yaşama giden en rahat yol olduğu iddiasının yapmacıklığını reddederek tanımama yönünde en ufak bir girişimde bulunmamasını, ya da yaşam stratejilerimizi bu doğrultuda yeniden şekillendirme konusunda gösterdiğimiz eğilimlerde pek bir değişiklik belirtisi olmamasını ise bir yana koyalım.