19.04.2022

sorgu

a. kadir

ilk sorgular olurken ben bodrum katında, okulun kalorifer dairesinin olduğu yerde, ufacık bir odaya kapatılmıştım. helaların yanındaydı bu oda. tavana yakın bir penceresi vardı, el kadar. okulun avlusuna açılıyordu bu pencere. paydoslarda avluya çıkan arkadaşların kendilerini göremesem de, seslerini duyardım. içimde en ufak bir sıkıntı yoktu. uzanıyordum yatağa, hayaller kuruyordum tatlı tatlı. o sıralar beşiktaş'ta bir kıza tutkundum. ilk sorgum da olmuş bitmişti.

savcı şerif budak,

"nedir bu kitaplar?" diye sormuştu. "kara gömleklilerin ihtilali", "diyalektik materyalizm", "ispanya kurtuluş savaşı"..

"dünyayı öğreniyorum bunlarla ben."

"öğretirim ben sana dünyayı. görürsün yakında kaç bucak olduğunu."

bir iki şey daha sordu. arkadaşlarımla nasıl, nerede, kim vasıtasıyla tanıştığımı, bir araya gelince neler konuştuğumuzu falan. hepsi sudan şeyler. sonra nöbetçilere bağırdı şerif budak iri gözlerini aça aça:

"alın götürün şunu!"

şadi alkılıç'ın sorgusu da şöyle olur:

"bu kitaplar senin mi?"

"benim."

"kimden aldın? hangi arkadaşın verdi yani?"

"kendim aldım, kitapçılardan paramla."

"'benerci kendini niçin öldürdü?' ne demek?"

"kitap adı."

"ama bu kitap nazım hikmet'in."

"serbest satılıyor."

"bana bak, tepemi attırma benim. nazım hikmet'in kitabıyla senin ne işin var?"

"benim de şiir kitabım var, efendim. ben de şairim. merak dolayısıyla okuyorum. kitaplarımın arasında fuzuli divanı da var, onu neden sormuyorsunuz?"

Hiç yorum yok: