13.10.2021

sol azınlık

osho

dünya bir gökkuşağıdır, zihin bir prizmadır ve varlık beyaz ışındır. modern araştırma çok önemli bir gerçeğe, bu yüzyılda ulaşılan en önemli gerçeklerden birine ulaştı ve o da bir zihne değil, iki zihne sahip olduğun. beynin iki yarımküreye ayrılıyor: sağ yarımküre ve sol yarımküre. sağ yarımküre sol elle bağlantılı ve sol yarımküre de sağ elle bağlantılı - çapraz. sağ yarımküre sezgisel, mantığa aykırı, akıl dışı, şiirsel, platonik, hayalci, romantik, efsanevi, dinseldir; sol yarımküre mantıklı, akılcı, matematiksel, aristotelesçi, bilimsel, hesabidir. bu iki yarımküre sürekli çatışma içindedir.

sol el sezgi, hayal gücü, efsane, şiir, din demek olan sağ yarımküreyle ilişkilidir.

sol el çok fazla kınanır. toplum, sağ elini kullananlarındır; sağ eli kullanmak sol yarımküre demektir. doğan çocukların yüzde onu solak doğar ama onlar da sağ ellerini kullanmaya zorlanırlar.

solak doğan çocuklar temelde mantık dışıdır, sezgiseldir, matematiksel değildir, öklidci değildir. onlar toplum için tehlikelidir, toplum onları her yoldan sağlak olmaya zorlar. bu, ellerle ilgili bir mesele değildir, bir iç politika meselesidir: solak çocuk sağ yarımküreye dayanarak faaliyet gösterir. toplum buna izin veremez, tehlikelidir; çocuğun olaylar çok ileri gitmeden durdurulması gerekir.

başlangıçta oranın elli-elli olması gerektiği sanılıyor: solak çocuklar yüzde elli ve sağlak çocuklar yüzde elli. ancak sağlak taraf o kadar uzun zamandır yönetimde ki, oran yavaş yavaş yüzde on ve yüzde doksan oldu. pek çok kişi solaktır ama bunun farkında olmayabilir. sen sağ elle yazıyor, işini sağ elle yapıyor olabilirsin ama çocukluğunda sağlak olmaya zorlanmış olabilirsin. bu bir hiledir; çünkü bir kez sağlak olduğunda sol yarımküren çalışmaya başlar. sol yarımküre mantıktır, sağ yarımküre mantık ötesidir. onun işleyişi matematiksel değildir - ışıltılar halinde çalışır, sezgiseldir, çok incedir ama akıl dışıdır.

solak azınlık dünyada en ezilen azınlıktır; zencilerden bile daha fazla, yoksullardan bile daha fazla. bu ayrımı anladığın takdirde, birçok şeyi anlayabilirsin.

burjuvazi ve proletarya: proletarya daima beynin sağ yarımküresiyle iş görüyor. yoksul insanlar daha sezgiseldir. ilkel insanlara bak -daha sezgiseldirler. kişi ne kadar yoksulsa zihinsel becerileri o kadar azdır. yoksulluğunun nedeni bu olabilir. zihinsel becerileri az olduğu için mantık dünyasında rekabet edemez: dil söz konusu olduğunda, mantık söz konusu olduğunda, hesap söz konusu olduğunda ifade gücü zayıftır; adeta aptaldır. yoksulluğunun nedeni bu olabilir.

zengin, beyninin sol yarımküresiyle iş görüyor: her konuda daha hesabi, aritmetikseldir; kurnaz, akıllı, mantıklı, planlıdır. zenginliğinin nedeni bu olabilir.

proletarya ve burjuvazi komünist devrimlerle ortadan kalkmaz; çünkü komünist devrim de aynı tür insanlar tarafından yapılır. çar rusya'yı yönetti, bunu beyninin sol yarımküresiyle yaptı. sonra yerine, yine aynı tipteki lenin geçti. lenin'in yerine de daha da aynı tipte olan stalin geçti.

devrim düzmecedir; çünkü özünde aynı tip insanlar yönetiyor: yöneten ve yönetilen aynı kalır, yönetilenler sağ yarımküreye göre faaliyet gösterenlerdir. dolayısıyla dış dünyada ne yaparsan yap gerçekte fark yaratmaz, yüzeyseldir.

aynısı kadın ve erkekler için de geçerlidir. kadınlar sağ yarımküre insanlarıdır, erkekler sol yarımküre insanlarıdır. erkekler yüzyıllardır kadınları idare etti. şimdi birkaç kadın başkaldırıyor; ama şaşırtıcı olan bunların da aynı tip kadınlar olmaları. aslında erkek gibiler: mantıklı, tartışmayı seven, aristotelesçi.

erkek zihin berlinli, dişi zihin viyanalıdır. dişi zihin naziktir, erkek zihin verimlidir. elbette uzun vadede, eğer sürekli bir kavga varsa, nezaket yenilmeye mahkumdur. verimli zihin kazanacaktır; çünkü dünya matematiğin dilinden anlar, sevginin değil. fakat verimin zarafete üstün geldiğin anda, olağanüstü değerli bir şeyi kaybetmiş olursun, kendi varlığınla bağlantıyı kaybedersin. son derece verimli olabilirsin ama artık gerçek bir insan olmayacaksın. bir makine, robot gibi bir şey olacaksın.

hayatı takip etmenin bir yolu matematiktir, diğer yolu da rüyalar ve hayallerdir. ikisi tamamen farklıdır. daha geçen gün birisi sordu: "hayaletler, periler, bunun gibi şeyler var mı?" evet, var - sağ yarımküre beyinle hareket edersen var, sol yarımküre beyinle hareket edersen yok. bütün çocuklar sağ yarımküreyi kullanır: her yerde hayaletler, periler görürler. fakat sen konuşur durursun, onları yerlerine oturtur ve "saçmalama! aptal. peri nerede? hiçbir şey yok, o sadece gölge!" dersin. yavaş yavaş çocuğu, çaresiz çocuğu ikna edersin; onu yavaş yavaş ikna edersin ve sağ yarımküre yöneliminden sol yarımküre yönelimine geçer.

geçmek zorundadır; çünkü senin dünyanda yaşamak zorundadır. rüyalarını unutmak zorundadır, bütün masalları unutmak zorundadır, bütün şiiri unutmak zorundadır - matematiği öğrenmek zorundadır. elbette matematikte becerikli olur ve yaşamda eli ayağı tutmaz ve felçlidir. varoluş giderek uzaklaşmaya devam eder ve çocuk pazardaki bir mala dönüşür. bütün yaşamı yalnızca süprüntüdür; ama elbette dünyanın gözünde değerlidir.

sağ yarımküreden baktığında her şey ilahidir, kutsaldır. din, sağ yarımküreden gelir.

lao tzu, "bütün dünya akıllı görünüyor, bir ben ahmağım. bütün dünya kesin görünüyor, bir benim kafam şaşkın ve kararsızım." der. kendisi sağ yarımküreyi kullanan bir insandır.

ancak bilinmeyen bir şeyi öğretmenin tek yolu budur, sağ yarımküre beyne ait bir şeyi öğretmenin tek yolu budur. sol yarımküre okullarda öğretilebilir: öğrenmek mümkündür, disiplin mümkündür, aşamalı kurslar mümkündür. sonra yavaş yavaş, bir dersten ötekine ilerleyerek sanat, bilim ve birçok şeyde usta olursun. fakat sağ yarımküre için hiçbir okul olamaz: sezgiseldir, aşamalı değildir, anidir. bir ışık çakması, karanlık gecede bir şimşek gibidir. olursa olur, olmazsa olmaz - bu konuda hiçbir şey yapılamaz. en fazla kendini gerçekleşme olasılığının daha fazla olduğu belli bir durumun içinde bırakabilirsin.

Hiç yorum yok: