16.11.2008

doğa

goethe

hepimiz gizemli ve mucizelerle dolu bir dünyada emekliyoruz.

kirazların ve çileklerin verdiği zevki, çocuklara ve serçelere sormak lazım.

doğa kendini herkese teslim etmez. bizi sayısız cazibesi ile kendine çeken; ama tam onu yakaladığımız ve sahip olduğumuzu düşündüğümüz anda, kollarımızdan kaçıp kurtulan cilveli bir genç kız gibi davranır birçok kişiye karşı.

doğa bildiğini okur; bize istisna gibi görünen şey aslında sıradandır.

bizim "güzel" sözcüğünü kullandığımız ifadesi olanaksız şeyleri soyut sözcüklerle anlatmaya çalışan, bunun için uğraşıp didinen estetikçilere gülerim. güzel, hiçbir zaman somut olmayan; ama yansıması yaratıcı ruhun bin bir çeşit ifadesiyle görünür hale gelen, doğanın kendisi kadar zengin ve çeşitli olan, bir ilk olgudur.

doğa şakaya gelmez; her zaman gerçek, her zaman ciddi, her zaman katı; her zaman haklıdır; hatalar ve yanılgılar her zaman insana özgüdür. doğa yetersiz olanı hor görür; sadece yeterli, hakiki, saf olana boyun eğer ve ona sırlarını açar.

çiçeğin açacağı zamanı bekleyemeyen kişinin yeri seradır.

doğada zor olan şey, kendisini bizden saklayan yasayı da görmek ve bizim duyumlarımıza aykırı olan olgularla yanılgıya düşmemek. çünkü doğadaki bazı şeyler duyumlarımızla ilgili değildir; ama yine de gerçektir aslında. güneşin olduğu yerde durduğu, bir doğup bir batmadığı, aksine dünyanın her gün inanılmaz bir hızla döndüğü, duyumlarımız tarafından yeterince algılanmaz; ama bilgi sahibi kimse bundan kuşkuya kapılmaz.

Hiç yorum yok: