21.8.14

horoz kümesi

aravind adiga


on bin yıllık tarihinde hindistan'dan çıkan en harika şey horoz kümesi'dir.

jama mescidi'nin arkasındaki eski delhi'ye gidin ve oradaki çarşıda tavukları nasıl tuttuklarına bakın. yüzlerce açık renkli tavuk ve canlı renklerdeki horoz, karındaki kurtlar kadar sıkışık şekilde, tel örgülü kafeslere tıkılmıştır; birbirlerini gagalayıp birbirlerinin üzerine sıçarlar, biraz nefes alabilmek için itişip kakışırlar. bütün kafesten iğrenç bir koku yayılıyor, korkmuş, tüylü bedenlerin leş gibi kokusu. bu kümesin yukarısındaki tahta masada, yeni doğradığı, hala koyu renk kanla kaplı ve yağlı bir tavuğun eti ve organlarıyla gösteriş yaparak sırıtan bir kasap oturur. kümesin içindeki horozlar üstlerinden gelen kan kokusunu alırlar. kardeşlerinin etrafa dağılmış organlarını görürler. sıranın kendilerinde olduğunu bilirler. yine de isyan etmezler. kümesten kaçmaya çalışmazlar.

bu ülkede aynı şey insanlara da yapılır.

akşamları delhi'deki yolları izleyin; er ya da geç, bisikletin arkasına eklenmiş olan arabaya bağlanmış dev bir yatak ya da masa taşıyan, bir bisikletli çekçeğin üzerinde pedal çeviren bir adama rastlayacaksınız. her gün bu -teslimatçı- adam tarafından evlere mobilyalar teslim edilir. bir yatağın ücreti 5000 rupidir, belki de 6000'dir. sandalyeleri ve sehpayı eklerseniz, 10 ya da 15 bin eder. bisikletli arabasıyla bir adam gelip size bu yatağı, sehpayı ya da sandalyeleri getirir; ayda 500 rupi kazanabilecek zavallı bir adam. sizin için tüm bu mobilyaları arabadan indirir ve siz de ona parasını peşin verirsiniz; tuğla kalınlığında şişman bir tomar. bunu alıp cebine veya gömleğinin içine ya da iç çamaşırının içine koyar ve 1 rupisine bile dokunmadan hemen gidip patronuna iletir! bir yıllık, belki iki yıllık maaşı kadar para ellerinin arasındadır ve o asla 1 rupi bile çalmaz.

her gün delhi yollarında şoförün biri, arka koltuğunda siyah bir çantanın oturduğu boş bir arabayı sürüyordur. çantanın içinde ise 1 milyon, 2 milyon rupi vardır; şoförün hayatı boyunca görebileceği paradan daha fazla bir para. eğer parayı alsa amerika'ya, avustralya'ya ya da herhangi bir yere gidip yeni bir hayata başlayabilir. hayatı boyunca hayalini kurduğu ama yalnızca dışından görebildiği o beş yıldızlı otellerden birine gidebilir. ailesini alıp goa'ya ya da ingiltere'ye gidebilir. buna rağmen siyah çantayı patronunun istediği yere götürür. olması gereken yere koyar ve asla 1 rupiye bile elini sürmez. neden?

hintliler dünyanın en dürüst insanları olduğu için mi?

hayır. yüzde 99,9'umuz tıpkı kümes pazarındaki o zavallıcıklar gibi horoz kümesi'ne yakalandığı için.

horoz kümesi cüzi miktarda paralarla her zaman işlemez. şoförünüzü 1-2 rupiyle test etmeye kalkmayın, o kadarını çalabilir. ama bir hizmetkarın önüne 1 milyon dolar bırakırsanız 1 penny bile almaz. deneyin: mumbai'de bir taksiye içinde 1 milyon dolar olan siyah bir çanta bırakın. taksi şoförü polisi arayacak ve günün sonunda parayı iade edecektir. kalıbımı basarım. (polisin parayı size geri verip vermeyeceği başka bir konu) patronlar hizmetkarlarına güvenip elmas bile verirler! gerçekten! her akşam, dünyanın en büyük elmas kesme ve cilalama işinin yürütüldüğü surat'tan yola çıkan her trende, elmas tüccarlarının hizmetkarları ellerinde mumbai'deki birine vermeleri gereken kesilmiş elmaslarla dolu çantalar taşırlar. neden o hizmetkar elmas dolu çantayı almaz? o gandi değil, sizin benim gibi bir insandır. ama o horoz kümesi'nin içindedir. bütün hint ekonomisinin temelinde hizmetkarların güvenilirliği yatar.

burada hindistan'da bizim diktatörlüğümüz yok. gizli polis yok.

çünkü bizim kümesimiz var.

insanlık tarihinde daha önce hiç bu kadar az kişinin bu kadar çok kişiye borçlu olduğu görülmemiştir. bu ülkedeki bir avuç adam, geri kalan %99,9'u -her bakımdan güçlü, yetenekli, akıllı olarak- bu kölelik içinde devamlı kalmaları için eğitmiştir. öyle bir köleliktir ki bu, bir adamın eline özgürlüğünün anahtarını verseniz küfredip anahtarı size geri atar.

her gün milyonlar gün doğarken uyanır, pis, kalabalık otobüslerde ayakta dikilip patronlarının gösterişli evlerinin önünde inerler ve sonra yerleri silerler, bulaşıkları yıkarlar, bahçedeki otları temizlerler, patronlarının çocuklarını doyururlar, ayaklarını yıkayıp durularlar; hepsi çok az bir para için. asla amerika ya da ingiltere'deki zenginleri kıskanmayacağım. onların orada hizmetkarları yok. onlar iyi bir hayatın ne olduğunu anlamaya başlayamazlar bile.

horoz kümesi neden işliyor? nasıl milyonlarca kadını ve erkeği böyle etkili bir şekilde tuzağa düşürebiliyor? tüm sevgimizin ve fedakarlığımızın kaynağı, ulusumuzun gururu ve görkemi, yani hint ailesi bizim bu kümesin içinde kapana kısılıp kalmamızın sebebidir.

bir adam kümesten kurtulabilir mi? mesela bir gün bir şoför patronunun parasını alıp kaçsa ne olur? hayatı nasıl olur? bu sorunun yanıtı, yalnızca ailesinin mahvedildiğini, yakalanıp dövüldüğünü ve patronlar tarafından diri diri yakıldığını görmeye hazır olan bir adamın kümesten kaçabileceğidir. bunu normal bir insan yapamaz; ancak bir ucube, bir manyak olmak gerekir.