29.1.21

gönül borcu

charles baudelaire

j. g. f'ye

sevgili dostum,

aklıselim, dünyevi şeylerin asli bir varoluşa pek sahip olmadıklarını ve asıl gerçekliğin yalnızca düşlerde yattığını bizlere söyler. yapay çeşitliliği olduğu kadar doğal mutluluğu da içine sindirebilmesi için insanın öncelikle onu hazmetme cesaretini göstermesi gerekir ve belki de mutluluğu hak etmiş olanlar, tam da fanilerin anladığı anlamda mutluluk fikrinin onlar üzerinde kusturucu bir etki yaptığı kişilerdir.

bir yapay zevkler tablosunu bir kadına, en doğal zevklerin en sıradan kaynağına adamak, ahmak kafalı kimselere garip ve hatta saçma gelebilir. lakin şu kadarı açıktır ki, nasıl ki doğal dünya ruh dünyasıyla örtüşüp ona hammaddesini sunmak suretiyle birey adını verdiğimiz tarifsiz karışımı yaratmamıza yardım ediyorsa, kadın da bizim düşlerimize en büyük gölgeyi veya en büyük ışığı düşüren varlıktır.

kadın her halükarda esin vericidir. kendi hayatının dışında bir hayat daha yaşar, sürekli hatırında tuttuğu ve döllediği imgelemler içinde ruhsal bir hayat sürer. öte yandan bu adamanın ardında yatan sebebin anlaşılıp anlaşılmaması aslında pek de önemli değildir. hatta herhangi bir kitabın, adanmış olduğu kadın veya erkek dışında birileri tarafından anlaşılmış olması, yazarın gönlünü hoş etmek için gerekli midir ki? aslına bakarsanız, bir kitabın herhangi biri için yazılmış olması şart mıdır?

kendi adıma ben, şu yaşadığımız dünyaya o kadar az teveccüh gösteriyorum ki kalplerinden geçen şeyleri hayalî dostlarına postaladıkları söylenen şu duygusal hassas kadınlar gibi, yalnızca ölüler için yazmaktan mutluluk duyardım. ancak ben bu küçük kitabı ölü bir kadına değil, her ne kadar şimdilerde hasta olsa da hâlâ içimde capcanlı yaşayan ve gözlerini gökyüzüne, her nevi şekilden şekle girmenin gerçekleştiği yere çevirmiş olan bir kadına adıyorum. zira insan güçlü bir uyuşturucudan aldığı kadar yeni ve ince hazları acıdan, felaketten ve yazgıdan da alabilme ayrıcalığına sahiptir.

bu tabloda, dışarıda bir yürüyüşe çıkıp akan insan seline karışmış, bir zamanlar ter damlayan alnını silmiş ve içindeki ateşin kavurduğu dudaklarını serinletmiş uzaktaki bir elektra'ya kalbini ve aklını vermiş hüzünlü ve yalnız bir derbeder göreceksin ve kabuslarını sık sık dizginlediğin ve korkunç uykularını yumuşak müşfik bir elle dağıttığın bir başka orestes'in gönül borcunu sezeceksin.