25.4.14

onlar arasında

sevan nişanyan

çok fazla şey öğrenmişsin. çok çeşit insan tanımışsın, farklı hayatlara girip çıkmışsın. bir yer gelir, karşılaştığın herkes sana eksik gelmeye başlar. ne kadar küçüktür dünyaları! ne kadar uyduruk varsayımlar üzerine kuruludur yargıları! ne kadar emin görünürler kendilerinden! kimliklerini, folklorik bir kıyafet gibi üstlerinde taşırlar. bu: solcudur. şu: esnaftır. o: akademiktir. öteki: mazlum ermenidir. beriki: üstün dünyaların almanıdır. seni de kendilerinden sayarlar, bağırlarını açarlar. oysa sen onlardan değilsindir. gittiğin her yerde "ben burada değilim." duygusuyla yaşarsın. feci bir yalnızlıktır.

kendini farklı bir yere koyman değildir mesele. her olduğun yerde sensindir. sanki oraya aitmişsin gibi davranmayı, sanki onlardanmışsın gibi hissetmeyi bilirsin. bilmesen zaten oralara gidemezdin, tökezlerdin. ama o rahatlık, aynı zamanda senin çıkmazındır. burada rahatsın, evet. ama orada da rahatsın. her yerde rahatsın. sıkıştın mı kaçacağın yerler vardır. bir ayağın hep dışarıya çeker. "tüh, ceketimi peru'da unutmuşum, gidip alayım bari" der gibisin. "siz beni beklemeyin."

insanlar senin kaçıcılığını sezer ve tehlikeli görürler. senle ilgili, tanımlayamadıkları bir huzursuzluğa kapılırlar. seni kaygan bulurlar. başta seni ne kadar benimseyip kendilerinden saymışlarsa sonraki düş kırıklıkları o kadar büyük olur. "tüh, kandırmış bizi!" oysa kandıran falan yok, kartları baştan alabildiğine açık oynamışsın.

ben mesafeliydim. "onlardan biri" olduğum izlenimini hiçbir zaman vermedim. onların değer yargılarıyla bağlı olmadığımı özenle hissettirdim. beni esir alabilecekleri mesafeye gelmelerine fırsat tanımadım. 

"tek çaresi vardır bu illetin, o da aşk." diye bazen kendini kandırırsın. hayaldir tabii. hiçbir aşk, benliğini tümüyle tüketmez. o ilişkinin sınırları içinde bir yere oturursun eninde sonunda. akıl ve tecrübe uyumu beklemeyeceksin. yok öyle bir şey. hayal kırıklığından başka sonuç doğurmaz.