17.10.13

edebiyat

necla aytür

genel kültür aracı olarak edebiyat, yalnız üniversitede yabancı edebiyat okuyanları değil, her uğraştan aydınları da ilgilendirir. roman okumayan bir devlet adamının ne kendi toplumunu ne de yabancı toplumları anlayışı tam olabilir. hiçbir zaman şiirden etkilenmemiş bir bilim adamından bilimin gerektirdiği geniş düşgücüne sahip olması beklenemez. evet, edebiyat artık üstün zekaları kendine çeken bir uğraş değildir belki ama, esas uğraşları ne olursa olsun, üstün zekaların geçmişin hiçbir döneminde edebiyattan uzak kalmadıkları da bir gerçektir.

doğalcı romanın dünyasında iki tür insan vardır: güçlüler ve güçsüzler. her iki tür de koşullar gerektirdiği için güçlü ya da güçsüz olmuşlardır. yaptıkları ya da yapmadıkları şeylerden dolayı suçlanamazlar. darwin'in "güçlü olan yaşar" kuralına göre, güçlünün zayıfı ezip yok ettiği bir savaştır hayat. koşullar bu savaşta yeneni üstün insan, yenileni de kurban olarak hazırlamıştır. onlar yalnızca içgüdülerine uyarlar.

seymour kim: tarih boyunca edebiyatın bir ereği dünyaya ve yaşam koşullarına çok büyük bir şiddetle karşı çıkarak, insanlığın vicdanında onarılamayan bir yara açmak olmuştur.

northrop frye: edebiyat öğreniminin ereği, öğrencinin dildeki yaratma gücünü genişletmektir. bu gücü mutlaka kendisi de edebiyat ürünleri vererek değerlendirmeyebilir; ama bu gücü kazanması için edebiyat öğrenmekten başka yol yoktur.