12.4.13

uygarlık

clive bell

vahşilerin tanrıtanımaz oldukları pek görülmüş şey değildir. tıpkı bizler gibi, onların da "dünya ötesi umutları" vardır.

politik kurumlar, uygarlığa götüren bir yol olabilirler ya da olamazlar; ama onun özünden gelmiş değildirler.

rahat yaşamak adına, zarif ve seçkin hazlardan uygarca vazgeçmezlik, değer duygusunun kaçınılmaz sonucudur. 

sanatın amacı, estetik coşkunlukların kendine özgü durumunu eksiksiz bir yetkinlikle anlatmak ya da belirli bir biçim yaratmaktır.

uygar kişilere özgü olan şey, ilk önce bilginin değerini seçkin bir akıl durumunun aracı olarak tanımaları, sonra da bilginin değerini dolaylı birtakım faydacı erdemlerden üstün tutarak ona saygı duymuş olmalarıdır.

bilgiyle donanmamış bir akıl, ön yargıların ve kör inançların tutsağı olur; duygular ise tekdüze ve yamyamca bir oburluğun bulantısına uğrarlar.

devlet, kendi başına bir amaç olamaz; seçkin kişiler için devlet, bir araçtan başka bir şey değildir.