22.4.11

ve ipek ve aşk ve alev

birhan keskin


sana böyle akmaktan çok korktuğum için
oldu her şey
şelaleler de bu yüzden ilgilendiriyor beni

.. dünya çok üzücü bir yerdi, savaş filmlerini ve samurayları eskisi gibi sevmiyordum. bir boşluktan aşağı mı bırakıyordum kendimi. teller tenimi çizip canımı mı yakıyordu. mutsuzluğuma mı alışıyordum seni severken. yoksa kan kaybından mı ölüyordum. daha fazla parçalanacak parçam yoktu ..

neyse
sevgilim telefonun öbür ucunda ruffles yiyordu

ben meleğimin kanatlarını kırdım
ordan geliyorum. siz yine de ikiz bardakları
kırmayın. bir deliydim, elementlerin de ruhları
olduğuna inanıyordum

aklıma suyun intiharı geliyordu hep
şelale deyince
divaneliği söylüyordum

sana böyle akmaktan çok korktuğum içindi

şelalenin sinirini bozdum az önce
ordan geliyorum

2
elveda ırmak, hoşça kal alacakaranlık
geçtim yıllar sonra anımsanacak alınganlıklardan
silahlar ve bellek gerektiren aşkın seramik
teninden, itinalı ve alıngan
yüzümün gürültüsünü unuttum
şüpheci ve med-cezir aşkından oldu böyle
acemi düştüm
yüzünün kayganlığından utanıp
saçlarının ritminden kaçacak kadar

şimdi benden bu uzak yol seslerini alsalar
hazin öyküleri ve yüzünü özlediğim zamanları alsalar
-ormandı, yağmur sonrasıydı, tazelenen yaprakların
üzerinde su damlacıkları tutunuyordu, sanki geç bir
vakit eve dönüyordum, yüzümü heidi'ye ısmarlamıştım
annem lastik tokalarımı yakıyor, annem beni rüzgara
bırakıyor bu yüzden.. gibi olmayacak şeyler
söylerim sana

anımsadıklarımın yanlış olduklarını
yine de hepsinin bir deprem olduğunu
kim bilebilir? ikimizin arasında duran
şu boydan boya ırmak, şu boydan boya
alacakaranlık
ikimizin arasındaki şu depremin bir bellek
uykusu olduğunu kim bilecek

eskiden olsaydı, tuzlu düşler anımsardım
ağzımda eriyip yok olan tadını güneşin
alevin ipekle savaşını, saçlarının altından
akan ırmaklarda yıkandığım sabahları anımsardım
tenine dokundukça bıçak sırtı bir nefeste susan
felç olan sözleri hatırlardım

elveda ırmak
hoşça kal alacakaranlık