24.4.11

benerci kendini niçin öldürdü?

nazım hikmet


ben ne köprü altında yatan
ne de atlas yakalı sarhoş sofralarında
saz çalıp arabistan fıstığı satanların şairiyim
topraktan, ateşten ve demirden
hayatı yaratanların şairiyim

duyduğum zevklerin en doyulmazıdır
yıldızlı cenup denizlerinin alevinde sabahlar gibi
sevilen bir kitap başında sabahlamak

topraktan, ateşten ve denizden doğanların
en mükemmeli doğacak bizden
ve insanlar ellerini
korkmadan
düşünmeden
birbirlerinin ellerine bırakarak
yıldızlara bakarak
"yaşamak ne güzel şey" diyecekler
bir insan gözü gibi derin
bir salkım üzüm gibi serin
bir ferah
bir rahat
bir işitilmemiş şarkı söyleyecekler
hiçbir ağaç
böyle harikulade bir yemiş vermemiş olacaktır
ve en vaat edici bir yaz gecesi bile
böyle sesler
böyle inanılmaz renklerle
sabaha ermemiş olacaktır

yaşamak ne güzel şey taranta babu
yaşamak ne güzel şey
anlayarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak
yaşamak

yaşamak
birer birer
ve hep beraber
ipekli bir kumaş dokur gibi
hep bir ağızdan
sevinçli bir destan okur gibi
yaşamak

korkumuz yok
inmedi bir gün bile gözlerimize
bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun
bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz
ölümün önünde sigaramızı

hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı
demiri oya gibi işleyip hep beraber
hep beraber sürebilmek toprağı
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek
yarin yanağından gayrı her şeyde
her yerde, hep beraber