20.2.11

günce

bertolt brecht

yazılacak en iyi şey, hiçbir şeydir.

cehennemde korkunç bir şey olacağını sanmıyorum. orada hiçbir şey olmayacak.

çoğa tamah eden, bunun yükü altında kalsın. ama elindeki azı vermeyenin, elleri kurusun.

kızgın güneşi depolamak için yürüyorum.

bir arabadaki dört tekerin yürüyüşü onun hoşuna gidiyor. ya da bir suyun köşeyi dönerek akışı.

büyük şeyler hep şüphelidir. duygusal olarak kavranılamazlar. büyük şeylerin kokusu alınmaz. o, gözü olan küçük tümceleri seviyor. ve batırıldıkları zaman kanarlar.

 başarı göstermiş insanları, daha başarılı olmaya yöneltmek, çok seyrek olanaklıdır.

yağmur insanın kafasındaki son düşünceleri de siliyor. düşünceler, pisliklerdir. bu yüzden, kışın birikirler. kağıt beni çekmiyor artık. bir yarasa gibi tembelliğin çatısına asılıyorum.

akşamüstü hoş bir alacakaranlık öyküsü.

insan, bıldırcın gibi tembel olmalı.

her şeyi candan ve yürekten yapmalı.

tabes dorsalis halinde tuhaf biçimde tepinen kişiler görülür, göze çarpan kişiler, garip garip kişiler, garip olana mahvedici bir eğilimi taşıyan kişiler. normal kişilerden üç kat daha sağlam basarlar. ayaklarında demir çarıklar varmış gibi ayaklarını yere vururlar, altta olduklarının ayırdına varmazlar. kuvvetli kişiler değildirler. gözü kara değildir onlar. bu kişiler aynı zamanda çoğunlukla hayranlık uyandıran dik bir duruşa sahiptirler. eğilip bükülebilen kişiler değildirler, karakterleri vardır. ya öyle ya böyle insanları değildirler. sıyrılmazlar, sinmezler, idareimaslahatçı değildirler. her şeyi en son sınırına kadar tırmandırırlar, sırça yüreklerinden korktukları için duruş sahibidirler. kısaca zavallı kişilerdir.

bir kuramı olan bir adam yitiktir. birden fazlasına sahip olmalı.

akıllılar ahmaklardan yaşıyor, ahmaklar da çalışarak.

çok şey yapmadım. biraz yüzdüm. bazı şeyler okudum. bir şey sevmedim. ama zaman yoksul değildi. altını üstüne getirmek ve ceset görmeye alışmak zorunda kaldım. hiçbir şeyin yapılmamasından da daha kötüsü, pek çok şeye başlamış olmak. yine de birkaç balad bitti. kendi oturduğum dalı kesme işi de ilerliyor, yavaş da olsa. ama güveni kovacağım kendimden daha.

insan, neyi almazsa, ona sahiptir.

insan hem büyük, hem de mutsuz olamaz.

hiçbir şey karanlık bir odada yalnız oturmaktan daha hüzünlü ve insanın içini allak bullak edici değildir.

sanatla doyum sağlamak için, insan bütün ruhuyla ve vücuduyla sanat yapmalı, bunun içinse, insanın hala ruhu ve gövdesi olmalı.

yazma sanatı, bütün sanatlar içinde en bayağısı ve en sıradanıdır. çok açık, belli ve denetlenebilir.

gizem yok ve gizem olmayan yerde doğru da yoktur.

yaşamak, bazen görülmemiş bir çabadır.

serinkanlılık bir mucizedir, tehlike altında yiğitlik ister. atölyede değil.

kıskanç ve zorbalar gerçeği çok seyrek işitirler.

ben, çocukça kavgalar için çok tembelim ve gerçek uğruna odun yığınlarında yanmak istemeyecek denli de asyalıyım.

canlı olan ahlaksız değildir. ama cenaze konuşması bile ahlaksızdır.

sapıklık normal bir şehvetin hastalıklı abartısıdır.

julius meier-graefe: onda sıcak bir yürek soğuk bir insanda atıyor.