17.7.10

oz

bazen sikini emdirmeye ihtiyaç duyarsın.

bütün hayatında tek bir yanlışa düşen adama merhamet etmek gerekir.

merhamet başka birisinin başına gelen talihsizliğe acımamıza denir. merhamet, bizi bu talihsizliği hafifletmeye zorlar. merhamet hayırseverliğin çocuğuysa adaletin de kardeşidir; çünkü her ikisi de insanların arasındaki görünmeyen bağlardır. merhamet hazırlıksız olur; çünkü sefalet isteğe bağlı değildir.

herkes bir bahane arıyor. "o herifi öldürdüm çünkü: a) çocukken tacize uğradım. b) berbat ebeveynlerim vardı. c) sefalet içerisinde büyüdüm. d) yukarıdakilerin hepsi." eğer beşikten başlayarak öğrendiğin tek şey şiddetse başka ne seçeneğin olabilir?

gerçek gölgede kalamaz; çünkü güneşi bir sünger gibi emer, dipsiz bir atlayış yapar. gerçeği yumruğunuzda sıkıca tutun.

kumar heyecanı gibisi yoktur. hiçbir şey tahmin etmenin verdiği gibi müthiş bir haz vermez. soluksuz biçimde zarların yuvarlanmasını beklersin, çarkın dönmesini, kartın düşmesini. şansın sana nasıl bir yazgı sunacağını beklersin. herkes kumar oynar, atlantik city'deki bir profesyonelden kazı kazan kazıyan yaşlı bir kadına kadar. şansını denemek, riske atmak, bunlar  da yiyecek, giyecek, sığınak kadar insani ihtiyaçlardır. bu, genetik yapımızın temelinde vardır, aynı komşumuzu öldürmek gibi.

kaderini mühürlemek. yıllar önce, ölüm emrinin altında, yargıcın resmi mührü basılmadan, ölüm cezası infaz edilemezdi. düşünün, sizinle ölümünüzün arasında duran tek şey az bir parça erimiş mum. ama hayat da böyledir. büyük değişimlerin olmasına sebep hep az bir parça mumdur.