9.4.19

henüz 17 yaşında

ahmet mithat efendi

dünyada en doğru bir şey varsa o da paradan ibarettir.

eğer halkın arzu ve isteklerine göre bir hüküm verecek olursan pek çok durumda halk kadar gülünç olursun.

benim için tiyatro oyuncusu denen mahluk, bir edebiyatçınıhn en ulvi duygularını tiyatro sahnesinde hakkıyla canlandıran sanatkârdır.

her şeyin, her halin insanda uyandıracağı hisler, daima o insanın önceden sahip olduğu yatkınlıklarıyla uyumlu olur.

biri fikir beyan ederken onda özel bir tavır, bir ifade, bir eda vardır ki insan biraz detaycı olup da güzelce dikkat edecek olursa, konuşanın söylediği sözün, vicdanına uygun olup olmadığını bayağı iyi anlar.

bir başkasını memnun ve mutlu ederek zevk aramaya şaşılacak bir manasızlık gözüyle mi bakarsınız? halbuki bu durum insanlar için genel bir şeydir. bu da insan yaradılığının büyük bir gerekliliğidir ki tesiri her şeyden kıymetli olsa da birçok konuda insan farkına varamaz.

çok vakitler olur ki bizim en çok hoşlandığımız, sevdiğimiz adamlar, bizi en çok sevenler değildir. bizi en çok sevenleriyse biz sevmeyiz.

sevgi iki taraftan olur. hem de kuru kuruya sevgi de karın doyurmaz. insanın sırtı giysi ister. boğazı yemek ister.

insanda yaradılışın hükmünden ziyade karakterin hükmünü kabul etmek kaçınılmazdır.

bir derde ortak olanlar ne kadar çoğalırsa asıl dert sahibi o kadar teselli bulur.

sevgiden emin olamayan bir kadının, bari merhametten olsun emin olabilmesi yine bir mutluluk sayılır.

aşkta bir çeşit cinnet de bulunmasına, âşığın hareketlerinin hiçbirinde adeta deliden fark olmamasına karşılık, merhamet ve şefkate mağlup olarak bir harekette bulunan insan, o kadar akıllıca davranır ki akıl bile hayran kalır.

ben diyorum ki türklükte, islamiyet'te ve osmanlılıkta bu iğrenç şey yoktur. ancak frenklikten gelmiştir. o şapkalar yok mu o şapkalar? işte onlar hangi memlekete girmişlerse orada bu pislik türemiştir. henüz şapkaların girmemiş olduğu yerlere gidiniz de haydi bakalım bir kerhane bulunuz!

sonradan hakikat olan şeylerin hepsi başlangıcında birer hayalden ibaretti. bir adamın düşüncesi doğru bile olsa ona "hayal" demek mümkündür. o düşünce, birçok adamlara yayılınca smi "genel kanı" olur. genel kanıların hükmettiği bir şey ise pek az bir zaman içinde ve kolaylıkla mutlak gerçeğin suretini almakta gecikmez.

şu kızlardaki bu rezil ve taşkın hal de bir hastalıktır. hem de yalnız kızların kendi beden ve ruhlarındaki hastalık değil, medeniyetin şimdiki cemiyetinin beden ve ruhundaki bir bulaşıcı hastalıktır.

keder ve ümitsizliğin son noktasında olan insan dünyaya baktıkça âlemi de kendisi gibi kan ağlıyor zanneder.