20.4.19

gülme

henri bergson

ne zaman bir şahıs bize eşya izlenimi verecek olsa güleriz.

gülünç, kendinin bilincinde değildir.

sadece gerçek anlamda insani olan şeyler için gülünçlükten bahsedilebilir. bir manzara güzel, zarif, görkemli, silik veya çirkin olabilir fakat asla gülünç olamaz.

gülüncün doğal ortamı kayıtsızlıktır ve gülmenin en büyük düşmanı duygulardır.

gülünç, etkisini tam olarak göstermek için kalbin bir anlığına da olsa hissizleşmesini gerektirir. gülünç, saf akla hitap eder.

pascal: birbirlerine benzeyen iki yüz, kendi başlarına hiç gülünç olmadıkları halde yan yana iken benzerlikleriyle güldürürler.

kişinin manevi özellikleriyle ilgili olmasına karşın dikkatimizi onun fiziki özelliklerine çeken her vaka gülünçtür.

herbert spencer: gülme, birdenbire boşlukla karşılaşan bir çabaya delalet eder.

çekingen, bazen bedeninden sıkılmış, etrafında onu bırakacak yer arayan biri izlenimi verir. bu yüzden, tragedya yazarları, kahramanlarının fiziksel yönüne dikkat çekebilecek her şeyden özenle sakınırlar. bedenle ilgili bir düşünce uyanır uyanmaz güldürü unsurur kapıda demektir. bu nedenle tragedya kahramanları yemezler, içmezler, ısınmazlar. hatta mümkün mertebe oturmazlar bile.

gülünç söz tekrarlarında genel olarak şu iki öge mevcuttur: bir zemberek gibi boşalan baskılanmış bir duygu ve bu duyguyu tekrar baskılamaktan keyif alan bir fikir.

immanuel kant: gülme, sonu birdenbire hiçlikle biten bir beklentiden kaynaklanır.

hayat bize zamanda bir gelişme, mekanda bir karmaşıklaşma olarak takdim eder kendini.

bir olay aynı anda, birbirinden tamamen bağımsız, iki olay dizisine aitse ve yine aynı anda birbirinden tümüyle farklı iki anlamda da yorumlanabiliyorsa daima gülünçtür.

mecaz anlamıyla kullanıldığı halde, bir tabiri sözcük anlamıyla aldığımızı ima ettiğimiz her seferde bir gülünç elde ederiz.

bir fikrin doğal ifadesi bir başka tona aktarıldığında gülünç bir etki elde edilir.

sağduyu sürekli ve tekrar tekrar intibak eden, mevzu değiştiğinde ona göre fikrini de değiştiren bir zihnin çabasıdır. kendini tamı tamına nesnelerdeki değişkenliğe göre ayarlayan bir zekânın göstergesidir. hayata yönelik dikkatimizin hareketli sürekliliğidir.

her dalgınlık gülünçtür. dalgınlık ne kadar derinse güldürü de o kadar niteliklidir.