10.9.16

kitaplar arasında

necla aytür

şiir dili, okuyanın dünyasını reklamların ve sloganların dünyasından ötelere, simgesel anlamların dünyasına ulaştırır. bunu yaparken de okurun üstün tatlar almasını sağlar.

herman melville: savaşmakla ilgisi olmayan bir kişi, üstünden kırk yıl geçmiş bir savaşın nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda kolayca fikir yürütebilir. kendi de ateş altında olan biri için, toz duman içinde bir çatışmayı yönetmekse bambaşka bir şeydir. 

ahlaksal yargılar insanın gerçekliğiyle bağdaşmadığı gibi, insan davranışlarını ahlak kurallarına göre yargılamak da anlamsızdır.

seymour kim: tarih boyunca edebiyatın bir ereği dünyaya ve yaşam koşullarına çok büyük bir şiddetle karşı çıkarak, insanlığın vicdanında onarılamayan bir yara açmak olmuştur.

tüm insanların yaşamı ortaktır. iki kişilik bir dünya kurulup orada mutlu olunamaz.

northrop frye: edebiyat öğreniminin ereği, öğrencinin dildeki yaratma gücünü genişletmektir. bu gücü mutlaka kendisi de edebiyat ürünleri vererek değerlendirmeyebilir; ama bu gücü kazanması için edebiyat öğrenmekten başka yol yoktur.

genel kültür aracı olarak edebiyat, yalnız üniversitede yabancı edebiyat okuyanları değil, her uğraştan aydınları da ilgilendirir. roman okumayan bir devlet adamının ne kendi toplumunu ne de yabancı toplumları anlayışı tam olabilir. hiçbir zaman şiirden etkilenmemiş bir bilim adamından bilimin gerektirdiği geniş düşgücüne sahip olması beklenemez. evet, edebiyat artık üstün zekaları kendine çeken bir uğraş değildir belki ama, esas uğraşları ne olursa olsun, üstün zekaların geçmişin hiçbir döneminde edebiyattan uzak kalmadıkları da bir gerçektir.

herman melville: gerçek bir subay, bir açıdan gerçek bir keşiş gibidir. keşiş manastıra boyun eğmeye yemin edince nasıl özveri içinde bu yemine bağlı kalırsa, bir subay da bir kez görevini yapacağına yemin edince büyük bir özveri ile bu yemini yerine getirir.

doğalcı romanın dünyasında iki tür insan vardır: güçlüler ve güçsüzler. her iki tür de koşullar gerektirdiği için güçlü ya da güçsüz olmuşlardır. yaptıkları ya da yapmadıkları şeylerden dolayı suçlanamazlar. darwin'in "güçlü olan yaşar" kuralına göre, güçlünün zayıfı ezip yok ettiği bir savaştır hayat. koşullar bu savaşta yeneni üstün insan, yenileni de kurban olarak hazırlamıştır. onlar yalnızca içgüdülerine uyarlar.