8.2.15

istanbul: hatıralar ve şehir

orhan pamuk

mutsuzluk kendinden ve şehirden nefret etmektir.

belki de yaşadığımız şehri, tıpkı ailemiz gibi, başka çaremiz olmadığı için severiz! ama onun neresini, neden seveceğimizi icat etmemiz gerekir.

yaşadığımız hayat gibi, yaşadığımız şehrin anlamını da çoğu zaman başkalarından öğreniriz.

"hayat o kadar berbat olamaz" diye düşünürüm bazen. "ne de olsa, sonunda insan boğaz'da bir yürüyüşe çıkabilir."

okulda ilk öğrendiğim şey bazılarının aptal olduğu, ikinci öğrendiğim şey ise bazılarının daha da aptal olduğuydu.

"vapurdan veya herhangi bir vasıtadan ilk çıkmak merakının bizde ne kadar ilerlemiş olduğunu bilince, vapur daha haydarpaşa'ya yanaşmadan atlayanları, ne kadar 'ilk çıkan eşek' diye de bağırsak durdurmaya imkan yoktur." (1910)

bazı olayların nasıl adlandırıldığına bakarak dünyanın neresinde, doğu'da mı, batı'da mı olduğumuzu çıkarabiliriz. 29 mayıs 1453'te olan şey, batılılar için constantinople'ın düşüşü, doğulular içinse istanbul'un fethi'dir. kısaca "düşüş" ya da "fetih".

ona dokuz uzun mektup yazdım, yedisini bitirip zarfa koydum ve beşini postaladım. hiç cevap alamadım.