20.1.14

fanny

erica jong

hiç kimse kendi uşağının gözünde kahraman değildir.

büyük evler, büyük adamlara benzer. dışları göz alıcı teras ve verandalarla süslü olabilir ama, içerisi yalnızca çılgınlık ve kalleşlikle doludur.

matematiksel hesaplamalara dayanan düzenlemelerden daha fazla gözü rahatsız eden hiçbir şey yoktur.

ruh dediğimiz şey insanoğluna yarı verilmiş, yarı alın teriyle kazanılmıştır. herkes kendi ruhunun mimarıdır.

bu dünyada hiçbir şeye, bu sıradan organ [penis] kadar çok ve çeşitli isimler takıldığı görülmemiştir.

mezara ne kadar yakınsak hayata o kadar sıkı sarılıyoruz; doğumdan ne kadar az uzaklaşmışsak hayat armağanına o kadar boş veriyoruz.

bir serveti elde etmek için kendimizden nefret etmek zorunda kalıyorsak ne değeri var öyle servetin? servet dediğin şey, hayatın çarkını döndürmek için gereken yağdan başka nedir ki?

saldırıdan masun olma duygusu kadar insanı özgürleştiren ikinci bir duygu yoktur.

korku, diğer her tür düşünceden daha yüksek seslidir. oysa düşüncelerin en budalaca olanıdır aslında.

doğruluk, ahlaktan da, masumiyetten de daha katı bir tanrıçadır.

kişilik sahibi bir kadın, bazılarının kendisine gülmesine, bazılarının da bilinçsiz bir hayranlık beslemesine asla engel olamaz.

en sevdiğimiz kitaplar, onları yaratanlar kadar kendine özgüdür.

"başkalarının bize gösterdiği şiddet, kendi kendimize gösterdiğimiz şiddetten daha az acı verir."

"tanrı her şeyi iyi yapar. insan eli değince kötüleşir."

insanın şansı onu olabilecek en kötü duruma düşürdüğünde, felaketlere, umutsuzluğa razı olan bir tavır yer alır içinde. çünkü hayatta mantıktan daha güçlü şeyler de vardır.

"doğada değişmeyen tek şey değişimdir."

bu dünyada bilgeliğin yolu genellikle dilini tutmakla başlar. insan her bildiğini vakti gelmeden ortalığa dökmemeli.