13.02.2017

hayalet şehir

patrick mcgrath

kızlar genç taylar gibidirler.

insanoğlu yeryüzüne yıkımla damgasını vurur, denetimi kıyıyla son bulur.

babalar oğullarından neden nefret eder? oğullar onları tehdit eder. içlerinde ölüm korkusu yaratır. kendileri artık o güç olanağına sahip olmadıkları için içerlerler.

bir çocuk için, bir odaya girince büyüklerin susup konuyu değiştirmesinden daha hayal kırıcı bir şey yoktur. bir çocuğun iştahını, ortalıkta bir sır olduğunu bilmekten daha güçlü bir şekilde kışkırtan başka bir şey de yoktur.

insanın çalışmasına engel olan aynı keder, daha önceleri hayatına anlam vermiş olan tasarıların keyif vermez oluşu ve hevesinin kırılması. insanı güçten düşüren aynı öfke, perişanlık ve umutsuzluk dalgaları.

yeni bir ulus, kendi gerçek ruhunu yansıtan bir sanat geleneğini gerektirir. amerika'nın gerçek ruhu da sınırsız, el değmemiş yabanıl topraklarının ulviliğindeydi. emerson'dan alıntı yapmıştı: öyle hissediyorum ki oralarda başıma hiçbir kötü şey gelemez -doğanın tamir edemeyeceği hiçbir utanç, hiçbir felaket (gözlerim hariç).

ben bir psikiyatrım. kötülüğe inanmam, bütün insan deneyiminin, geçmiş olayların insan zihninde bıraktığı izlere dayandığına inanırım.

orospular ve psikiyatrlar -erkeklerin içlerini dışlarını onlardan daha açık olarak kim görür?

aşkın ya da daha doğrusu belirli aşk durumlarının nefrete yakın olduğu ya da başka bir düzlemde nefret olduğu bir klişe sözdür; ama gerçek olduğu için klişedir.

Hiç yorum yok: