12.9.13

nefret

albert caraco

benim bu dünyaya duyduğum nefret, içimdeki hislerin en saygınıdır. hasta ve yahudi biri olarak dünyadan nefret ediyorum, işte en niteliklisinden iki sıfat. ölümü seviyorum, iyi de yapıyorum. hastaların çoğu ölümü yeterince sevmiyor, yaşam tutkuları onları aşağılık kılıyor. yahudiler de ölümü hiç sevmiyorlar. hayata bağlılıkları esinledikleri tiksintinin nedenidir. bu iki insan soyunda eksik olan şey, geri çekilme, ihtiyat ve hayadır. ne hastaların ne de yahudilerin kendi üslubu olur. onlar sözcüğün kötü anlamında yoksuldurlar, sefaletlerinin ihtiyacı doğrultusunda silahlanırlar.

hayatın büyük bir zevk ve mutluluk olduğuna yemin edenlere baktığımda, onları ne güzel bulurum ne de şanslı doğmuş sayarım. ne akıllıdırlar ne duyarlı, ne inceliklidirler ne bilge ne de derin; ama överek göklere çıkardıkları kişilere çok benzerler.

soylu insanlar yaşamı ender olarak severler. yaşama nedenlerini yaşamın kendisine tercih ederler. yaşamla yetinenler ise daima tiksinti verici kişilerdir.

yaşam yüce bir şey değilse, bunca arzulanır nesi vardır? bedenin sevinçlerini, en çirkin ve en sağlıksız insanların aşırı bir istekle tattıklarını ve aşırı kullanmanın tüketemediği bir coşkuyla bu sevinçlere üşüştüklerini, mağlup milletlerin doymak bilmez bu türün iğrenç yaratıklarıyla dolu olduğunu, bu hayvanların günün kendilerine dayattığı köleliklerin gecesine tutunduklarını görmek yine de şaşırtır insanı.