15.11.10

huzursuzluk

thomas bernhard

benimkiler çorbalarını ve etlerini onlarda hep itici bulduğum bir iştahla yemişlerdir. kaşığı ağızlarına götürüşlerindeki iştahla, sırf bu bile onlar hakkında her şeyden fazla ipucu verir; tabakta etlerini kesişleri, salatayı kaseden alışları, bardaktan su içişleri, ekmeği koparışları.. konuşmalarını, neleri ciddiye alıp nelerle dalga geçtiklerini söz konusu etmiyorum bile, bana her zaman o kadar itici ve utanç verici gelmiştir ki. onlarla yemek yemekten hep nefret ettim; ama hayatım boyunca da onlarla birlikte olmak, hastalığım yüzünden onlarm eline bakmak zorunda kaldım.

onlarsız hiç şuradan şuraya gidememek canımı yaktı derdim eğer bunu ifade etmek tüylerimi ürpertmese. onlara ilişkin ve onlarla (ve de benimle) olan her şey canımı yaktı denebilirdi, bunu ifade etmek tüylerimi ürpertmese. beni önce bağımlı yapmışlardı, sonra da onlara bağımlı olmakla suçlamışlardı, hayat boyu. onlara bağımlılıktan artık çıkıp kurtulamayacağım, onun benim için doğal, dehşet verici ve doğal bir şey olduğu andan başlayarak. onlarla, demek zorunda kalmıştım kendi kendime belli bir noktadan sonra, tek mümkün olan bu bağımlılık.

her şeyi kilit altına alırlardı, seninkiler, benimkiler de tabii; oysa ben her şeyi açık isterim, kilitli kapılardan nefret ederim, nerede olursam olayım kapımı hiç kilitlemem.

her şeyi de hemen derleyip toplarlardı, bir nesneyi ortada bırakmayagöreyim, hemen toplar kaldırırlardı, böylelikle evimizde tamamen sistemli olarak insani bir gelişimi önlerlerdi. korkarlardı, evimizin ben ve kız kardeşim eliyle birden yaşamaya başlayacak olmasından daima korkarlardı. her türlü kişiselliği önceden değilse de, en kısa zamanda söndürürlerdi. öyle ki anababa evimiz daima ölü bir ev gibi gelirdi bize. bizim evde en çok ağza alınan laf, disiplin, her türlü gelişip serpilmeyi engellerdi.

insan en başında huzurlu, anababası onun huzursuz yapıyor, anababa düzeni yüzünden ki o da dünyanın düzeni zaten, herkesinki öyle. bu yüzden doğal olarak huzurlu insan yok. herkes huzursuz, huzur aramaları da delilik. bu deliliğe kapılıyorlar zaman zaman, huzur arama deliliğine; ama huzur yok. çünkü insan huzursuzluğun ta kendisi, nereye giderse orada huzursuzluk var, gitmediği yerde de bulamaz onu. huzur aramak, en büyük delilik bu.