16.4.15

başkaldıran insan

albert camus

kimdir başkaldıran insan? hayır diyen biri.

ne olursa olsun aynı zamanda hem ayaklanan hem de bağlı kalan bir ahlak, gerçekten gerçekçi bir devrimin yolunu aydınlatabilecek tek şeydir.

yirminci yüzyılın gerçek tutkusu köleliktir.

hiçbir varlık, hatta en sevileni ve sevgimize en iyi karşılık vereni bile, hiçbir zaman bizim değildir; sevgililerin bazı bazı ayrı olarak öldükleri; ama her zaman bölünmüş olarak doğdukları bu acımasız yeryüzünde, bir varlığa tümüyle sahip olma, bütün yaşam süresince onunla saltık bir kaynaşma olanaksız bir gerekliliktir.

insan, ne ise o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır.

yaşamanın saçma olduğunu söylemek için, bilinç canlı kalmak zorundadır.

birbirlerini sevenler, aşıklar, dostlar bilirler ki, aşk yalnız bir şimşek çakması değil, aynı zamanda kesin tanımayı, kesin barışmayı sağlamak üzere karanlıklarda el ele ve acılı bir çarpışmadır.

bilinç başkaldırıyla doğar.

diz çökmüş durumda yaşamaktansa ayakta ölmek yeğdir.

başkaldırı, haklarının bilincine varmış, bilinçli kişinin işidir.

gerçek roman yaratımı, gerçeği, hem de sıcaklığı ve kanıyla, tutkuları ya da çığlıklarıyla, yalnız gerçeği kullanır. ama yüzünü değiştiren bir şey ekler ona.

en basit ayaklanma bile bir düzen eğiliminin belirtisidir.

köle adalet istemekle başlar, krallık istemekle bitirir işi.

ilkel bir bilinç düzeyine gelip de yaşamının eksik olan birliğini sağlayacak kalıpları, tutumları bulmak için kendini yiyip bitirmeyen insan yoktur.

tutarlı olan biricik başkaldırı intihardır.

devrim, daha var olmayan bir insanı sevmek demektir.

her bulanıklık, her yanlış anlama ölüme yol açar; ancak açık dil, duru söz kurtarabilir bu ölümden. tüm tragedyaların doruğu kahramanların sağırlığındadır.

tüm yeni devrimler devletin güçlenmesiyle sonuçlanmıştır.

özgürlük, "sağanakların savaş arabası üzerine yazılmış olan bu korkunç ad" [philothee o'neddy] bütün devrimlerin özündedir.

terör, kin dolu yalnızların insan kardeşliğine sundukları saygıdır.

askerlik yasası emre uymamayı ölümle cezalandırır, onuru da köleliktir. herkes asker olunca, asıl cinayet, emir öldürmeyi gerektirdiği zaman öldürmemektir.

hepimiz zindanlarımızı, cinayetlerimizi, yıkımlarımızı kendi içimizde taşırız.

mutsuzluk ortak yurttur bugün, sözünü tutmuş olan biricik yeryüzü ülkesidir.

bir gün gelecek, iyilik yapmaya ahlaki nedenlerle son verilecektir.

en kötü işkenceler bile dinecektir bir gün. bir sabah, bunca umutsuzluktan sonra, bastırılmaz bir yaşama arzusu bize her şeyin bittiğini, mutluluk gibi acının da bir anlamı kalmadığını bildirecektir.