19.5.13

satranç

~bobby fischer against the world

satranç turnuvaları fiziksel olarak yorucu oyunlardır. zihin ve inanç testi olmasının yanında ayrıca bir fiziksel dayanıklılık testidir de.

kendinizi sonsuz bir evrenin içinde düşünün. soyut olarak temelde aklınızı tekrar şekillendiriyorsunuz. satranç oyununda ilk hamleyle birlikte, her oyuncunun 20 olası hamlesi vardır. ve 20 çarpı 20 dersek ilk hamleden sonra 400 farklı olasılık karşımıza çıkar. birçok daldan meydana gelmiş ağaç gibi. bir hamleyle başlıyorsunuz ama başlangıçta bile birçok seçenek var. ve tüm bunlar daha sonra birbiri içine giriyor. tüm olasılıkların sayısı, satrancın meydana gelmesini sağlayan şeydir: 10'un yanında 45 sıfırlı bir sayı gibi, güneş sistemindeki atomların sayısı kadar. rakibinizin ne yapacağını tahmin etmeye çalışıyorsunuz. ne yapmaya çalıştığını da anlayamıyorsunuz ve bu yüzden birçok farklı olasılığı düşünüyorsunuz. iyi bir satranç oyuncusu, oyun sırasında paranoyak olmalıdır. ama bu paranoyanızı gündelik yaşamınıza da aktarırsanız, bu akıllıca bir hareket olmaz.

bu psikolojik hastalığa yakalanmış, çok özel yeteneklere sahip insanlara rastlamak mümkün. viktor korchnoi ölü bir adamla satranç oynuyordu. rakibin hareketlerini bile kendisi yapıyordu. rubinstein kendisini kovalayan bir sinek yüzünden camdan atladı. wilhelm steinitz akıl hastanesindeydi. ölümüne yakın tanrıyla telepati yoluyla satranç oynadığını düşünüyordu. hem de tanrıdan daha iyi! carlos torre otobüste soyundu. ve belki de satrancın en büyük, en etkili ismi, 19.yy'da yaşamış, amerikalı oyuncu paul morphy. bobby fischer'la büyük benzerlikleri vardı. paul morphy, dünyayı şaşkına çeviren amerikalı satranç oyuncusu. daha sonraları, 26 yaşındayken, sokaklarda amaçsızca dolaşmaya başladı. kendi kendine konuşmaya başladı. bir paranoid şizofrene dönüştü. avrupa'ya 1858/1859 yıllarında bir tura çıktı. bu, satranç tarihinin en unutulmaz olaylarından biridir. daha sonra satrancı bıraktı. morphy ile fischer arasında büyük benzerlikler var. insanlar daima onların isimlerini birlikte anacaklar. ikisi de kariyerinin zirvesindeyken satrancı bıraktı. ve nevrozların dünyasında kayboldular.