26.12.12

mahpus

marcel proust

yıldızlar alemini anlamak bile insanların gerçek yaşantılarını anlamak kadar zor değildir.

bir başka insanın hayatının katliama yol açmadan elimizden atamayacağımız bir bomba gibi bizim hayatımıza bağlı olması korkunç bir şeydir.

insanlar sırlarını başarıyla korurlar; çünkü onlara yaklaşan herkes sağır ve kördür.

bu hayatta, önceden kestirilemeyen kükürt ve zift yağmuru en neşeli anlardan sonra yağar ve biz hemen ardından bu beladan bir ders çıkarma cesaretini bulamayarak, felaketten başka bir şey üretemeyecek olan kraterin eteğinde, hayatımızı baştan kurarız.

aşk, mutluluk veren bir arzu bağlamında olduğu gibi, ıstıraplı bir kaygı bağlamında da bir bütünün peşinde koşmaktır. ancak fethedilmemiş bir bölüm kalmışsa doğup varlığını sürdürebilir. ancak tamamına sahip olmadığımız şeyi sevebiliriz.

aşk belki de bir heyecanın ardından ruhu sarsan çalkantıların yayılmasından başka bir şey değildir.

gerçeklik, meçhule giden yolda bir ilk adımdır sadece ve bu yolda pek fazla ilerlememiz mümkün değildir. en iyisi bilmemek, mümkün olduğunca az düşünmek, kıskançlığa en ufak bir somut ayrıntı sunmamaktır.

hep şaka yollu söz ettiğimiz şeyler, genellikle aksine, canımızı sıkan şeylerdir; ama sıkıntımızı belli etmek istemeyiz ve belki de ayrıca bu konuda şaka yaptığımızı duyan kişi doğru olmadığını düşünür diye gizli bir umut da taşırız.

sevdiğimiz varlığa sahip olmak, aşktan da daha büyük bir mutluluktur. çoğunlukla bu sahiplenmeyi herkesten gizleyenler, sırf sevdikleri varlık ellerinden alınır korkusuyla gizlerler. mutlulukları da, gizli tutma önlemi yüzünden azalır.

kıskançlık, döner ışıklı bir fenerdir.

güzelliğin bir mutluluk vaadi olduğu söylenmiştir. tersine, haz ihtimali de, güzelliğin başlangıcı olabilir.

gerçek, bir ismi ve eskiye uzanan kökleri olduğu için hatırlanır; ama anında uydurulmuş bir yalan çabuk unutulur.

her sabah uyanan, bir dünya değil, milyonlarca dünya, kaç insan gözü ve zekası varsa, o kadar dünyadır.

en çok takdir ettiğimiz kişiler, hem fazilet sahibi olan hem de faziletlerini hiç düşünmeden bizim ahlaksızlığımızın hizmetine sunan kişilerdir.

önlemek, tedaviden yeğdir.

bir ortamı, o ortamda gülümseyen genç kızların olmasından dolayı hatırlarız. hem gündüzlerin hem de gecelerin birbirinden farklı, dağınık süsleridir bu tebessümler.

hayat değiştikçe bizim yalanlarımızı gerçeğe dönüştürür.

tek gerçek seyahat, yeni yerlere gitmek değil, başka gözlere sahip olmak, dünyayı bir başkasının, yüzlerce başka kişinin gözleriyle görmek; her birinin gördüğü, her birinin içerdiği yüzlerce dünyayı görmektir.

insan ancak ulaşılmaz bir şeyleri içinde barındırmasından ötürü peşinde koştuğu, sahip olmadığı bir varlığı sevebilir.

hayat, kaçınılmaz gibi görünen bir ıstıraptan bizi bir kere daha kurtaracaksa eğer, bunu farklı koşullarda, hatta bazen bahşedilen lütuflar arasında özdeşlik kurmanın neredeyse günah sayılabileceği kadar zıt koşullarda gerçekleştirir.

kişiliğimizi oluşturan şahsiyetler arasında en temel olanlar, en çok görünenler değildir.

snobizm ciddi bir ruh hastalığıdır; ama alanı sınırlıdır ve ruhun tamamına hasar vermez.

insan ancak kendi yaşadığı hazdan bir bilgi ve ıstırap çıkarabilir.

haksız bir kötü şöhrete karşılık, aynı derecede haksız yüzlerce iyi şöhret mevcuttur.

gerçeklik düşmanların en kurnazıdır. saldırılarını kalbimizin hiç beklemediğimiz, savunma hazırlığı yapmadığımız noktalarına yöneltir.

aşk, kalbin zaman ve mekana duyarlılık kazanmasıdır.