12.12.12

aynacı

philipp vandenberg

lichtenberg: dünyayı, altından ve tüfeğin içindekinden ziyade basım kutusundaki kurşun değiştirdi.

din, her zaman kar getirir.

ulu beyler, gerçeklerden korktukları kadar hiçbir şeyden korkmazlar.

hayat, beşikten ölüm yatağına kadar, istekler ve arzular yığınıdır.

çinliler gülmezler, gülümserler. bir çinli ağlamaz; o sadece üzülür. çinliler de sever ve nefret ederler; ama bunu yüzlerine yansıtarak yapmazlar; sadece yüreklerinde hissederler. avrupalılar tanrıya sadıklar; fakat kadere kafa tutarlar. çinliler ise kadere sadıklar; fakat tanrıya kafa tutarlar.

sevgi her zaman bir yolunu bulur.

altının nereden geldiğine kimse bakmaz.

yoksulluk utanılacak bir şey değildir; ama onur da değil. söylenenin ve bilinenin tersine, yoksulluk öbür dünyaya tertemiz gitmenin tek koşulu da değil.

her şeyi ölçüp biçtikten sonra şimdi daha iyi anlıyorum ki, insanı hayata bağlayan tek şey, onun gerçek saadetiymiş. birçok kez bahtsızlıklarla karşılaştım ve hayatım sık sık tehlikeye girdi. fakat yaşadığım bütün o bahtsızlıklar bugün artık bana acı vermiyor. insan yaşlandıkça, bahtsızlıkları daha az acı veriyor; ama bir kere yakaladığınız mutluluk ise derideki yanık izi gibi uzun süre kalıyor.

kabahat, haklı ya da haksız olma sorunu değildir. güçlü olanın ruhumuza işlediği baskıyla oluşan bir şeydir.

üzüntüler de sonbahar yaprakları gibi zamanla soluyor.

başınızın üstündeki sağlam bir çatı, açık gökyüzünün altındaki minderden her zaman daha iyidir.

sevgi sözcüğünü dikkatli kullanmalısın. dudaklarından kolayca dökülen o sözcük, başka bir insanın mutsuzluğuna neden olabilir.

namuslu olmakla budala olmak arasında ne fark var ki?