14.4.12

nietzsche ağladığında

irvin yalom

herkes aynı yemeği yemekten bıkar. her güzel kadının olduğu yerde, bir de onu düzmekten bıkmış zavallı bir erkek vardır.

nietzsche: niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.

nietzsche: kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?

"öğretmenler kimi zaman acımasız olmak zorundadır. insanlara böyle katı mesajlar verilmeli; çünkü yaşam da acımasız, ölüm de."

"kutsal olan hakikat değil, kişinin kendi hakikati için çıktığı arayıştır."

"ümit kötülüklerin en kötüsüdür; çünkü işkenceyi uzatır."

"ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır."

epikuros: ölüm varken ben yokum. ben varken, ölüm yok. o halde üzülecek ne var?

"hakikat, onsuz yaşayamayacağımız bir yanlıştır."

"düşünceler, duygularımızın gölgesidir; ama her zaman daha karanlık, daha boş ve daha sade."

"kemikleri, eti, bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa, ruhun çalkantıları ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır; o, ruhu kaplayan deridir."

"gördüğü bir şeye yapışıp kalmakta inat eder; ama buna sadakat der."

ne zaman onunla empati kurduğumu gösterip duygularını paylaştıysam, bundan çok rahatsız oldu ve her seferinde ilişkimiz bozuldu.

"sizi motive eden şeyin bana hizmet etmek, acımı dindirmek olduğunu söylüyorsunuz. bunların insan motivasyonuyla uzaktan yakından ilgisi yok. bunlar rahiplere özgü propagandalarla kurnazca yönetilen köle zihniyetinin bir parçası. daha derinlere inip motivasyonlarınızın kaynağını bulun! hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. insanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir."

"insanlar vedalaşırken, genellikle olayın sürekliliğini inkar eden sözler dile getirmeyi severler."

"ümitsizlik, özfarkındalık uğruna ödenen bir bedeldir. yaşama derinlere inerek bakacak olursunuz, ümitsizlikle her zaman karşılaşırsınız."

insan kırkındayken, yirmi beşinde anlayamayacağı şeyleri hisseder.

"bir dost dinleneceği bir yer aradığında ona verilecek en iyi yer sert bir yataktır."

"korkular da yıldızlar gibi hep oradadırlar; ama gün ışığı onları gizler."

"rüyalar, anlaşılmayı bekleyen büyük gizemlerdir."

"kendinden hiç hoşnut olmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. ama bu sahte bir çözümdür; bu, başkalarının otoritesi altına girmeyi kabullenmektir. size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil."

"mutlak hedef, başkalarının fikirlerinden bağımsız olabilmektir."

"cinsel arzu, aslında, karşıdaki insanın zihni ve bedeni üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için duyulan arzudan ibarettir. daha derinlere bakarsanız, bu arzunun da tüm diğer insanlardan daha üstün olma arzusu olduğunu görürsünüz. aşık, seven kişi değildir; aslında o, sevdiği kişinin mutlak sahibi olmayı amaçlar. bütün isteği, tüm dünyayı o değerli malından soyutlamaktır. altınları başında nöbet tutan ejderha kadar alçak ruhludur. dünyayı falan sevmez, tersine tüm diğer canlılara karşı bir umursamazlık içindedir."

"ihtiyacı olduğunda cinselliği yaşayan bir erkeğe diyeceğim yok! ama bunun için yalvaran, bütün gücünü onu idare eden kadına; kendi zayıflığını ve erkeğin gücünü, kendi dişi gücü haline çeviren o hilekar kadına bırakan erkeklerden nefret ederim."

"şehvet, topuklarımızı kemiren bir orospudur. ve bu orospudan bir parça et esirgendiğinde bir parça ruh için yalvarmayı çok iyi becerir. şehvet, tahrik olma, tensel zevkler; bunların hepsi köle edicidir. yığınlar şehvet yalağından beslenen domuzlar gibi bir yaşam sürerler."

"hırsı yenmek için daha büyük bir hırs gerekir. pek çok kişi, daha az hırsla dönen çarkın altında ezilip gitmiştir."

"uçmak istiyorsunuz; ama uçmaya uçmakla başlayamazsınız. size önce yürümeyi öğretmek zorundayım ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı, kendi kuralları olmayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağını anlamaktır. başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır."

"ruhunda sükunete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir; ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır."

"insan ruhu, yaptığı seçimlerle belirlenir."

"eğer tanrısız özgürlüğün coşkusunu ve büyümenin zevkini tatmak isteyen ender insanlardan biriyseniz, acıların en büyüğüne karşı kendinizi hazırlamalısınız. bunlar bir arada gelirler ve asla birbirlerinden ayrı yaşanmazlar. daha az acı istiyorsanız, stoacıların yaptığı gibi siz de beklentilerinizi küçültmeli ve ne yüce zevkten vazgeçmelisiniz."

"bütün büyük filozoflar neden kasvetli olurlar diye bir sorun kendinize. sorun bakalım, kimler daha emniyette, kimler daha rahat, kimler sonsuza dek mutludur? ben size yanıtı söyleyeyim: yalnızca sığ zihinli olanlar, yani sıradan insanlar ve çocuklar!"

"gururlu bir yüceliğe erişmek isteyen ağaç fırtınalı hava ister. yaratıcılık ve keşif de acıda saklıdır."

"dans eden bir yıldız doğurmak isteyen, önce kendi içinde büyük taşkınlıklar ve kaos yaşamak zorundadır."

"bazen bir filozof için anlaşılmak, yanlış anlaşılmaktan daha kötüdür."

"ona, hakikat aşıklarının fırtınalı ya da çamurlu sulardan korkmayacağını öğremteye çalışıyorum. asıl korkulması gereken sığ sulardır."

zirveye tırmandım ve tepedeki bu noktadan aşağıda neler olduğuna baktığımda gördüğüm şey yalnızca çürümeden ibaret.

"dışarıdan gelen zulüm, bir halkı öylesine kaynaştırır ki, bir tek bireyi bile bunu kırıp çıkamaz."

"eğer kimse sizi dinlemiyorsa, bağırmak en doğal şeydir."

"insan dostunu, düşmanından daha zor affediyor."

"belki de güven içinde yaşamak tehlikelidir. tehlikeli ve ölümcül."

"zaman durdurulamaz. bu bizim sırtımızdaki en büyük yük. en büyük mücadelemiz de bu yüke rağmen yaşayabilmek."

"en çok arzu edilen kadın en çok korkulan kadındır. tabi bunun nedeni onun ne olduğu değil, bizim onu nasıl gördüğümüzdür."

"bizler arzu edilenden çok arzu etmeye aşığızdır."

"yalnızca bu an gerçektir. eninde sonunda yalnızca şimdiki anda bir şeyler yaşarız."

"kadını sevmek demek, yaşamdan nefret etmek demektir. insan güzel bir tenin altındaki çirkinliği görmemek için gözlerini kör etmeden bir kadını sevemez; derinin altında kan, damarlar, yağ, sümük, dışkı; bu fizyolojik iğrençlikleri görmez. aşık insan kendi gözlerini çıkarmalı, gerçeklerden ödün vermelidir. benim içinse böyle bir gerçekdışı yaşam, yaşarken ölmek demektir."

"yaşarken yaşayın! insan, yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman, ölüm, taşıdığı dehşeti yitirir. insan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez."

"yaşamınızı tam anlamıyla yaşadınız mı? yoksa yaşam mı sizi yaşadı? siz mi seçtiniz? yoksa o mu sizi seçti? sevdiniz mi? yoksa pişman mı oldunuz?"

"ödevleriniz, koşulsuz özgürlük arayışınız ve kendinize olan sevginizin yerine geçebilecek kadar önemli mi? siz kendi kendinize erişemediyseniz, 'görev' dediğiniz şey, sırf kendinizi büyütmek için kullandığınız kılıftan başka bir şey değildir."

"görev ve sadakat sahte görüntülerdir, arkasına saklanılan perdelerdir. kendini özgür kılmak kutsal bir 'hayır' demektir, ödeve bile."

"evlilik bir hapishane değil, içinde daha yüce bir şeylerin yetiştirildiği bir bahçe olmalıdır. belki de evliliğinizi kurtarmanın tek yolu onu bitirmektir."

"iyi bir kılavuz sel sularının önündeki set olmalıdır, koltuk değneği değil. kılavuz, öğrencisine bütün izleri göstermelidir. ama gideceği yolu seçmemelidir."

"en iyi öğretmen, öğrencisinden bir şeyler öğrenen öğretmendir."

"yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, biliyorum."

ödev, adap, sadakat, fedakarlık, özgecilik, kibarlık; bunların hepsi de insanı uyutmaya yarayan ninnilerden başka bir şey değil; hem de öyle bir uykuya yatırıyor ki kimse bu uykudan uyanamıyor, uyansa da ancak yaşamının sonuna geldiği an oluyor bu. işte o an, insanın hiç yaşamamış olduğunu öğrendiği an oluyor.

"değişmeyen yalnızca ölülerdir."

"ideal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır."

"bazen benim de gölgelik aradığım zamanlar oldu."

"derin bir adamın dosta ihtiyacı vardır."

kaybetmek için önce sahip olmak gerekir.

inziva yalnız inzivada var olabiliyor. paylaşıldığı an havaya karışıyor.