16.3.11

müneccim krallar

michel tournier

şeytan dünyanın güzelliği karşısında gözyaşı döker.

insanlar böyledir işte: sevdiklerine ve gurur duyduklarına nefret ettiklerinden ya da hor gördüklerinden daha çok acı çektirmenin bir yolunu bulurlar.

değersizleşmiş tüm yaratıklar için bu böyledir: her şeyin arılığı, bunların içlerinde kötü olan ne varsa hepsini pişmanlıkla kanatır. aydınlık varlıklardan sakın!

çocuklar ve küçük hayvanlar sevimlilikleri sayesinde zayıflıklarından arınır ve düşmanlardan korunur. bir kadının güzelliği ya da bir yeniyetmenin körpeliği aynı derecede etkili silahlardır.

yolculuk, senin içini kemiren derde en iyi çaredir. "yolculuk, art arda çaresiz ortadan kaybolmalardır." (paul nizan) git, ortadan kaybol, tedavi ol; bunun sonucu yalnızca senin yararına olabilir.

hep durgun ve cansız olan su acı ve çamurlu suya dönüşür. canlı ve ezgili olan su ise tersine hep arı ve duru kalır. bunun gibi, hep oturan insanın ruhu da, içinde durmadan yinelenen yakınmaların kaynadığı bir kaba benzer. yolculuk yapanın ruhundansa arı dalgalar halinde yeni fikirler ve umulmadık eylemler fışkırır.

insanın birini -bu bir kral bile olsa- kendine boyun eğdirmesi için, yürekten yapmayı dilediği işi ona buyurması gibisi yoktur.

"ne mutlu akıl fukarası olanlara; çünkü göklerin krallığı onlarındır. ne mutlu alçak gönüllülere; çünkü onlar yeryüzüne sahip olacaklardır. ne mutlu adalete susamış olanlara; çünkü onların susuzlukları giderilecektir. ne mutlu ağlayanlara; çünkü onlar avutulacaklardır." (incil)

bir nefeslik ömrünüz kaldığı sürece korkulacak hiçbir şey yoktur.

nedir dövme? sürekli bir muskadır, bedenden ayrılamadığı için çıkartılıp atılamayan bir canlı mücevherdir. beden mücevher olmuştur ve mücevherin bozulmaz gençliğini paylaşır.

gençliğin açık fikirlilikten çok, ateşli tutkularıyla kendini gösterdiği pek doğrudur.

en güncel ve en canlı deneyim, mütevazı bir hizmetçi kızın siluetinde, bir dilencinin yüzünde ya da küçük bir çocuğun el ve kol hareketinde parıltılı bir güzelliği keşfetmektir.

yaşam, ayrıcalıklardan ve uzlaşmalardan oluşmuştur.

sanat ancak bedenle vardır. yalnızca göz, kulak ya da el için güzellik vardır. beden lanetliyken sanatçılar da öyledir.

gerçek aşk, başkasının hazzının bize verdiği hazdır, sevinç karşısında içimde doğan sevinçtir, onun mutlu olduğunu bildiğimde duyduğum mutluluktur. hazzın hazzı, sevincin sevinci, işte aşk budur, daha başka bir şey değildir.