#etimoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#etimoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.11.2021

deniz amı

sevan nişanyan

marianna yerasimos, evliya çelebi seyahatnamesinde yemek kültürü. keyifli bir kitap. çıkalı üç dört ay oldu, o zamandan beri döne döne okuyorum. dün gözüme çarpan bir detay. çelebi galiba giritlilerin yemek alışkanlıklarından söz ediyor, "hatta denizde yüzer gezer deniz amını dahı yerler kim anda asla kandan bir katre eser yokdur."

deniz anasını kastettiği hemen hemen kesin. yumuşak, kaygan, içbükey, daha ne olsun? sonra düşünüyorsun: 'deniz anası' bunun kibarlaştırılmış biçimi olmalı, tabii ya! çocukluğumdan beri aklıma takılan konudur, başka türlü açıklaması yok. neyin anası? kel alaka? hiçbir sözlükte geçmiyor, geçecek gibi de değil zaten. ama ona bakarsan 'deniz anası' da 20. yüzyıldan önce hiç kaydedilmemiş.

yazıyı buraya koyduktan sonra murat gülsaçan arayıp ek malzeme bulmuş, ancak bu kadar cuk oturabilir. venedik lehçesinde cón ("deniz anası") < latince cunnus ("am"). güney italya'nın kalabriya lehçesinde sticchi mari ("deniz amı = deniz anası").

9.07.2021

kur'an

sevan nişanyan

kuran'ın "teknik" vokabülerini oluşturan dinî kavramların ezici çoğunluğunun aramice/süryaniceden alınmış olması ilgi çekicidir:

din, millet, nebi, ilah, rabb, melek, şeytan, cennet, cehennem, araf, alem, kıyamet, ayet, ruh, nefs, rahman, kurban, subhan, ğufran, küfran, sultan, furkan, hanif, tevbe, amin, şahid/şüheda, salât/salavat, secde/mescid, tufan, tabut, zina, recm/racim, nafaka, iblis, fıkh, hitan, kürsi, arş, cünub, cürm, harac, kefaret, nifak, tufan, tabut, deccal, yecüc ve mecüc, tağut, dabbe, hacc, zekât, savm (oruç), sadaka, îd, ummi, berzah, hātemul enbiya, sıbğa (vaftiz), tuba, sırat, selsebil, ceberut, melekût, illiyun, kayyum, rahib/ruhban, kâhin, mesih

sayılan sözcüklerin bazılarının kökü arapçada bağımsız olarak mevcuttur. örnek: nby (bağırmak, kavga etmek), cnn (gizli olmak), rwh (esmek), qrb (yakın olmak, yakınlık göstermek), rhb (korkmak) vb. ancak bu primitif kavramlardan, gelişkin bir inanç ve ibadet sistemine ait nebi, cennet, ruh, kurban, rahib gibi yüksek kültür kavramlarının, iki ayrı dilde, birbirinden bağımsız olarak türemiş olması imkânsızdır.

listedekilerin hemen her birinin, yahudi ve hristiyan geleneği içerisinde, mö 1000 ile ms 600 yılları arasında belirip olgunlaşmasını adım adım izlememize izin veren yazılı kaynaklara sahibiz. dolayısıyla, mö 2000'den önceki bir tarihte müstakil dillere ayrışan sami ana dilinde, bu kavramların mevcut olmadığını güvenle söyleyebiliriz. bu durumda iki olasılık söz konusudur. ya bu sözcükler arapçada oluşmuş, kültürel etkileşim yoluyla ibranice ve aramiceye aktarılmıştır ya da bunun tersi olmuştur. üçüncü bir olasılık mevcut değildir. dil ve kültür tarihinin normal akışında, ikinci olasılığın baskın olduğundan şüphe edemeyiz.

yunancadan süryaniceye alınmış kelimeler roma imparatorluğunun doğudaki egemen dili olan yunancadan süryaniceye çok sayıda, yahudi aramicesine daha az sayıda yüksek kültür sözcüğü aktarılmıştı. bir kısmı kuran arapçasında da görülen bu sözcüklerin, sami kökenli olmadıkları, dolayısıyla arapçada yerli olamayacakları açıktır:

beled (politeía = devlet), burc (pyrgos = kule), cins (gênos), dirhem (draxmê, para birimi), dinar (dênarios, para birimi), feradis/firdevs (paradeísos = cennet), incil (euangêlion), kırtas (kartés = papirüs), zevc (zeugos = eş), sicil (sigillion = resmi evrak), qıntar (kentenárion = kantar)

19.06.2021

cehennem

sevan nişanyan

cehennem sözcüğünde ilginç olan şu veya bu kültürden gelmesi değil, dünyevi bir metafordan çıkıp adım adım efsaneleşmesi. kudüs şehrinin çöplüğünün adı cehennem.

yeremya peygamber (mö 7. yüzyıl), kudüs halkı eğer allah'a itaat etmezse cesetlerinin çöplükte yanacağını söylemiş. isa (1. yüzyıl), eğer kolum günah işlerse çöplükte yansın, bedenim günah işlerse çöplükten kurtulmasın demiş. milat sonrasında yahudi tefsircileri hinnom vadisi deyimine deruni, mistik bir anlam yüklemeye başlamışlar. 7. yüzyıla gelince bir de bakmışın, kudüs'ün çöplüğü islami kozmolojinin temel direklerinden biri haline gelivermiş.

din sözcüğünü al. irani bir kelime. mö 6. yüzyılda iran'ın devlet dini olarak örgütlenen zerdüşt inancının ve pratiğinin adı. aynı yüzyılın devamında yahudiler iran himayesine girmiş, babil esaretinden kurtulmuş, kudüs'te tapınağı yeniden inşa etme sürecine girmişler. ezra ve nehemya peygamberler öncülüğünde, dededen kalma bin türlü gelenek ve törelerini derleyip tek tanrılı bir "din" olarak organize etmeye girişmişler. sözcüğü de, kavramı da, o tarihte iran'dan ithal etmişler. en hoşlarından biri sırat. stratum latince "taş döşeli yol"; roma imparatorluğunun en meşhur icatlarından biri. imparatorluğun suriye ve mezopotamya vilayetlerinde aramice şekli srat, bildiğin "karayolu" demek. 7. yüzyıl mekke'sinde o yolların hatırası bile kalmamış belli ki, sadece anlamı hatırlanmayan bir deyim kalmış geriye. ingilizce street aynı sözcük.

bana çarpıcı gelen bir nokta şu: kuran'ı kaleme alan kişi, her kim ise, "tevrat" ve "incil" adını verdiği kitapların içeriğinden haberdar değil. sadece çok muğlak, kulaktan dolma bilgileri var. belki danyal peygamber kitabına bir şekilde ilk veya ikinci elden ulaşmış görünüyor; çünkü kuran'da yahudi kutsal kitabına yapılan referansların büyük bir bölümü (cebrail, zülkarneyn, yecüc mecüc, deccal, nemrut vs.) o kitaba ait. oysa danyal kitabı milat zamanlarında babil'de (ırak'ta) popülerlik kazandığı için tevrat külliyatına sonradan ve kerhen eklenmiş bir halk masalıdır. say ki avrupa'ya peygamber inmiş, battal gazi destanını islam'ın kutsal kitabı zannediyor.