12.2.11

o / hakkari'de bir mevsim

ferit edgü

"yolcu; bir gün yolunu yitirirsen artık eski yolunu bulmaya çalışma, yeni bir yol ara kendine."

en büyük, en korkunç itiraf, bir işkence altında yapılan itiraf değildir; insanın kendi kendine, artık dayanamayıp yaptığı itiraftır.

dalgalarla boğuşulur. limanlar özlenir. bir kuytu limanda demir atılır. fırtınanın dinmesi beklenir. sonra yeniden rota çizilir. sonra yeniden demir alınır. yola koyulunur.

"başına ne gelirse gelsin, nerede olursan ol, yaşamı sürdürmeyi bil."

"sevgilisini boş yere bekleyen bir erkek için gece bitmek bilmez; gündüzleri çalışan işçi için bir gün kısa bir süre değildir; sert bir ananın kolları arasında yaşayan genç bir kız için bir yıl yüzyıl gibidir; isteklerimi, umutlarımı geciktiren her an bana dayanılmaz bir uzunlukta gelir."

"gün doğumuyla gelen haberci iyi haberler getirir."

"insanoğlu kendine yetmeyi bilseydi önemli bir sorunu çözümlemiş olurdu."

mutluluk soruların bittiği yerde başlıyor olmalı.

kızılderili büyücü: "bir savaşçı için düş demek gerçek demektir. düş gücüyle verir kesin kararını ve ona göre davranır. ya seçer alır ya da def eder. elindeki araçlardan, kendini başarıya ulaştıracakları seçer, onları kullanır."

genç etnolog: "don juan matus, 'düş ile gerçek arasında bir ayrım yoktur, düş gerçeğin kendisidir." mi demek istiyorsun?"

kızılderili büyücü: "hiç kuşkusuz, düş gerçeğin ta kendisidir."

genç etnolog: "yani şu anda yaptığımız şey kadar mı gerçek?"

kızılderili büyücü: "ille de bir karşılaştırma istiyorsan, daha da gerçek, derim. düş görmek, düşlemek, bir güce sahip olmak demektir. elindeki bu güçle çok şeyi değiştirebilir insan. gizli kalmış nice şeyi bu güçle bulup ortaya koyabilir. dilediği her şeyi denetimi altında tutabilir."

kendimi ararken onları, başkalarını, başka insanları buluyorum. ve onları bulurken, yavaş yavaş kendimi bulur gibiyim. kurallar içinde bulamaz insan kendini, bunu çoktan anladım.

tümünüz birbirinize benziyorsunuz. uçurumlar, uzaklıklar, denizler, akarsular ayırıyor bizi birbirimizden. ama gene de birbirimize benziyoruz; düşlerimizle, düşüşlerimizle.

sizin dünyanız aklı başında insanların dünyası ise bırakın ben çıldırayım. çünkü burada, bu koşullarda ancak çıldırarak sürdürülebilir yaşam.