2.3.20

küçük şeyler

samipaşazade sezai

dünyada bir zerre yoktur ki güzel yazılmak suretiyle önemli bir konu olarak kabul edilmesin.

büyük adamların öfkesi de büyük olur.

şairlerin, âlimlerin en büyük eserleri, ümitsiz ve hiddetli zamanlarında yazdıklarıdır.

yirmi yaşında olmadığımız halde bizler de mutlu olduğumuz anları gözden geçirsek, bütün kâinatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız: "hiç!"

şu gerçeği itiraf etmeliyiz ki bizler çoğunlukla en uzak bir yerde bulunan bir ailenin özel hayatını bildiğimiz halde oturduğumuz yerin bir saat ötesini bilmeyiz.

"gönlümü dûçar eden bu hâle hep
kara kaşlım kara gözlümdür sebep
ettiğim âh u figâna rûz u şeb
kara kaşlım kara gözlümdür sebep" (şevki bey)

ah kadınlar! anlaşılmaz bir muamma... bazen vahşet ve şiddeti zayıf okşayışlara, küçük iyiliklere tercih ederler.

"kimseler gelmez senin feryad-ı ateş-bârına
yandın ey biçare dil yandın melamet nârına" (ahmet rasim)

bir âlimin varlığın iç yüzüne bakışıyla bir şairin kâinata bakışı aynı mıdır? ilkinin gerçeği araştırmaya adanmış bakışlarında küçük bir kırgınlık, büyük bir sükûnet görülürken ikincisinin benzersiz bir cennetin hayaline dalmış kararsız gözlerinde bir hüznün, bir ıstırabın varlığına şahit olunmaz mı? ikisi de ihtiyar olmuş bir şairle bir âlime ilm-i kıyafet açısından bakalım. âlimin beyaz başı, hiçbir hararete karşı erimez karlarla örtülmüş bir dağ başı gibi hissiz, soğuk, büyük görünmez mi? şairinki ise sisler, dumanlar içinde kalmış dağların doruklarını andırmaz mı?

başucu kitaplığı | antoloji | oda sineması | 101 temel eser | okuma listesi | program | iletişim