5.2.20

zehra

nabizade nazım

bir kadının elinden her şey gelir.

düşünce, ihtimallerin yürüyüş alanının köşesini bucağını araştıra araştıra gerisinden gelmekte olan sevdaya emin bir yol açar. bu yürüyüşün sonu ya bir meydan muharebesi ya bir istirahattir. sevda muharebesi pek müthiş, pek acıklıdır. istirahatinde de emniyet aramamalıdır; emniyet hizmetleri, ne derece tedbirli ve uyanık olarak yerine getirilse de.

genellikle tesadüfün getirdikleri önünde durulamaz.

beklemediği bir saadete erişenler için memnuniyetin o derecesiyle yetinmeyip "arzuların ötesine" heveslenmek neredeyse genel bir kuraldır. bundandır ki hayatlarını, ümitlerini şu şekilde birbirlerine "iliştirmiş" olduklarına şükredecekleri yerde bizim nikahlılar işi evlat sahibi olma hevesine kadar götürmekteydiler.

duyguların kendi akışı önüne set çekilemez.

istanbul hakikaten doğal güzellikler panoramasıdır. her köşesinde, her bucağında çeşit çeşit güzellik vardır.

kadınların hissiyatı aşk ve rekabet meselelerinde yanılmaz.

hakikaten bazı zorunlu hallerde "boşanma" insaniyet için gerekli bir hareket ise de boşanmanın boşanan kadınlar üzerindeki acı etkilerine her yürek tahammül edemez. sadece boşanan kadınlarda değil, boşayan erkek üzerinde de çeşitli acılara sebep olan bu çareye insaf sahipleri öyle kolay kolay başvuramaz. bir ailenin dağılma sebebi olmak, pek uzun düşünüldükten sonra tercih edilebilecek bir felakettir. bu felsefi değerlendirmeler, senede başından üç nikah geçen vicdansız, hoppa kimselere tabii ki ait değildir.

kıskanç, hırçın kadınlardaki his gayet nazik olur; onlar en ufak bir hareketten derhal bir hüküm çıkarırlar. bu hüküm genellikle de duruma uygun düşer. kadınların gönlünü hassas bir teraziye benzetmek mümkündür.

bazen çok arzu edilen emelin gerçekleşmeyeceği gerçeğinden habersiz oldukları için gençler hayallerinde mazurdurlar.

medeni yaşamın gerekleri içinde bunalıp kalmış olan genç gönüller için sandal gezintisi gibi zevklerin hayali bile bir sefa, bir eğlencedir. istediği tarafa istediği gibi koşmak, sıçramak, bol bol nefes almak, tatmadığı lezzetleri tatmak, çayırların üstünde yuvarlanmak onlar için büyük bir saadettir.

yaratılıştan kıskanç olan kadınlar, sevgilerine karşı yapılan hakaretlere mümkün değil sabırla tahammül edemezler. kadın gönlüyle şaka olmaz. kadınların gönlü oyuncak değildir.

sevmek, sevilmek! işte şu dünyada insanın biraz yüzünü güldüren saadet bu nimetten ibarettir.