11.9.18

tiffany'de kahvaltı

truman capote

vatan dediğin rahat ettiğin yerdir.

kalbini bir yabaniye vermemelisin. onları ne kadar çok seversen onlar da o kadar kuvvetlenirler. en sonunda ormana kaçacak kuvveti kazanırlar. ya da bir ağacın en tepedeki dalına uçarlar. sonra daha yüksek bir ağaca. sonun bu olur. eğer kendini yabanıl bir şeye kaptırırsan sonunda gökyüzüne bakakalırsın.

geçmişte yaşadığım semtler ve evler beni hep kendilerine çeker.

sevdiğin insanları yabancı gibi tutabilirsin hayatında, arkadaşın olan bir yabancı gibi.

pek az yazar, özellikle de yazıları hiç basılmamış olanlar, sesli okuma çağrısına karşı koyabilir.

her şeye burnunu sokanlardan nefret ederim.

ben alışamam. hiçbir şeye alışamam. her şeye alışabilen bir kimse gebersin daha iyi.

bir sinema yıldızı olmanın, aynı zamanda kocaman ve şişman bir benliğe sahip olmak anlamına geldiğini herkes bilir. gerçekte ise hiçbir benliğe sahip olmamak gerekir.

insanlar bir erkek ya da kadınla evlenebilmelidir. aşkta özgürlük olmalıdır.

herkes kendisini birilerinden üstün hissetmelidir. fakat bu ayrıcalığa ulaşabilmek için ortaya küçük bir kanıt koyabilmek gerekir.

"uyumak istemem
ölmek istemem
gezmek isterim yalnızca
gökyüzünün çayırlarında."

bütün astroloji kitaplarımı attım. tanrının belası gezegendeki her yıldız için bir dolar harcamışımdır. çok sıkıcı, ama iyi olursan, aldığın cevaplar da iyi oluyor. iyi ile demek istediğim, daha doğru.. ama yasalara uygun doğruluk değil bu -eğer günün neşesine bir şeyler katacak diye düşünürsem, mezar hırsızlığı yapıp, ölü bir adamın gözlerini de çalabilirim. her şey olabilirim, fakat bir korkak, bir gösterişçi, heyecanlı bir dolandırıcı ve bir orospu değil. namussuz bir kalbim olacağına kanser olayım daha iyi. bu söylediğim dindarca bir şey değil. yalnızca hayat dersinden öğrendiğim bir şey. kanser insanı soğuklaştırır, ama öbürü de muhakkak aynı şeyi yapar.