17.8.18

yaşama sanatı

cesare pavese

davranışlarında ve düşüncelerinde bir başka insanın varlığını hesaba katmadan bir gün geçirebildiğin zaman kendini yiğit bir insan sayabilirsin.

yaşama sanatı, sevdiklerimize onlarla birlikte olmaktan ne büyük bir zevk duyduğumuzu belli etmemekten başka bir şey değildir; bunu başaramadık mı, bırakıp giderler bizi.

hayatta becerikli olmanın yolu kurnazlıktan geçer.

"dünyadan bir şey istemekten vazgeç; sana ne yapacağını bilemeyeceğin kadar çok şey verecektir dünya." sen her şeyden vazgeçince, sana kalan en küçük şeyler bile büyük önem kazanır. genellikle görmezlikten geldiğin önemsiz şeylerden bile en büyük tadı almanın yoludur bu.

politika, olabilecek şeylerin sanatıdır. hayat her yanıyla politikadır.

hayat yaşantı aramak değil, kendimizi aramaktır. kendi gerçek durumumuzu gördüğümüz zaman bunun yazgımıza uyduğunu anlar, huzura kavuşuruz.

tutarlı, kapsamlı ve canlı bir kalıba göre yaşanmış her hayat klasik bir hayattır.

yaşama sanatı, yalanlara inanmayı bilme sanatıdır. bunun korkunç yanı, doğrunun ne olduğunu bilmememize karşın, bir yalanın yalan olduğunu hala anlayabilmemizdir.

hayatın gizi, yokluğu bize acı veren şey bizde varmışçasına davranmaktadır.

"otuzumuza kadar köle gibi çalışıp her meteliğimizi biriktirelim; ondan sonra hayatın tadını çıkarırız." diyenler, otuz yaşına gelince kendilerini hırsa kaptırmış ve ağır işe öylesine alışmış olacaklar ki; artık hiçbir şeyin tadını çıkaramayacaklardır.

her hayat, olması gerektiği gibidir.

yaşamın büyük, olağanüstü ironisi, herhangi bir anda birer budala olabilmemizdir. herkesin korkusu budur; ahmak olmaktansa kalleş olmayı yeğleriz.

"derin düşünceye dayalı yaşam tehlikelerle doludur."

yaşama sanatı, eğer yaşamak için başkalarına acı çektirmemiz gerekiyorsa, rahatımızı bozmadan her türlü aşağılık oyunları oynayabilecek bir ustalık elde etmekten başka bir şey değildir. böyle doğal bir yetenek bir insanın sahip olabileceği en üstün niteliktir.

yaşamın büyük görevi, kendini haklı çıkarmaktır.

başkalarıyla -hatta karşına çıkan tek insanla- sanki her şey o an başlayacak ve biraz sonra bitecekmiş gibi yaşamalısın.

insanlar arasında yaşamak, kendini rüzgarda uçan bir yaprak gibi hissetmek demektir. bir an gelir, insan kendisini her şeyden uzaklaştırmak, bütün o bilardo toplarının belirliliğinden kurtarmak ister.

seçilecek çeşitli tutumlar arasında en iyisi eksiksiz bir budalalıktır.

düzeltilmesi güç yanlışlarımız konusunda yapmamız gereken şey, onları birer erdeme dönüştürmektir.

şaka olarak bile hiçbir zaman yıldığımızı söylememeliyiz; çünkü bakarsınız, birisi inanır bu sözümüze.

biz bir nesneler, olgular, eylemler dünyasında yaşıyoruz; zaman içinde bir dünyadır bu. sonu gelmeyen bilinçdışı çabamız, özgürlüğümüzün gerçekleşeceği coşku anına zamanı aşarak uzanmaktır.

kaderin amansız oluşu değildir sorun; çünkü insan bir şeyi inatla isterse, onu elde eder. korkunç olan, istediğimiz şeyi elde ettikten sonra, ondan bıkmamızdır. o zaman suçu kaderde değil, kendi isteğimizde bulmalıyız.

bir şeyden, onu görmezlikten gelerek değil, ancak onu yaşayarak kurtulabiliriz.

en güzeli, insanın kendisini parlatması, sessizce ve hiçbir şeye aldırmadan kendisini bir kristale dönüştürmesidir.

yolculuğun çekici yanı, eşsiz güzellikte bir sürü manzara görmek, bunlardan herhangi birini hayatımızın bir parçası yapabileceğimizi bilmek, sonra da büyük bir prens gibi bir ötekine geçmektir.

sigarasız hayat, kızartmasız duman gibidir.

yaşama sanatı, insanların ve eşyanın bize gelmeleri için bizim onları çağırma gereğini duymadığımız bir şekilde davranma sanatıdır. bunu elde etmek için sadece onlardan nefret etmek yetmez; ama nefret etmek de gerekir. tıpkı kadınlar konusunda olduğu gibi, sadece budala olmak yetmez; ama budala olmak da gerekir.

denediğimiz her şey -aşk, serüven, tehlike- nesnelleşir ve bize özgürlük kazandırır.

sabahın gelmesini sağlamanın en kestirme yoludur uyumak.

insan her şeye yaklaşmak için, kendisini her şeyden uzaklaştırmalı, her şeyden kutsal değilmişçesine tat almalı; ama bunu kutsal bir saygıyla uzaklaşarak, temiz bir yürekle yapmalı.

atalardan kalma hazine sadece şudur: bir şeyi öyle yapılması gerektiği için iyi yapmak.

en kötüsünü düşün. yanılmazsın.