1.6.18

din ve tanrı

marquis de sade

dinden sakınmalısın, hiçbir şey seni dinden daha kötü bir şekilde tuzağa düşüremez.

üzerinde durmamız gereken diğer önemli nokta ise, onun bir hayalet olduğu ve güçsüze, güçlünün merhamet etmesi gerektiği yönünde bize dikte ettiği safsatalardır. bu onun aptallığını ortaya koymaktadır ve ben asla kimseyi affedecek değilim. onun zayıflıklarını sempatik buluyorum ama onun dini zincirleri bana ölümcül geliyor. her fırsatta kendi aptallığını ve güçsüzlüğünü bize kanıtlıyor.

ben içimde tanrının verdiği tüm endişelerden kurtuldum. onun adının anıldığını duyduğumda sinirlerim bozuluyor. onun hakkında konuşan, ona inanan insanların hiçbir şeyden haberi olmayan salaklar olduklarını düşünüyorum. insanların kalbinden ve aklından bu saçmalıkları silip yok etmeyi ve onların gerçek olan bu fikirleri kabul edip benimle kardeş olmalarını istiyorum.

ceza, ödül, kural, emir, yasak, kural dışı gibi kelimeler mecazi terimlerdir ve bunlar aslında insanlar tarafından üretilmiştir.

insan ruhunun ölümden sonra mutlu olup olmayacağı üzerinde düşünmek, insanın gözleri olmadığı halde görebileceğine, kulakları olmadığı halde duyabileceğine, burnu olmadığı halde koku alabileceğine, parmaklan olmadığı halde dokunabileceğine inanmak gibidir. oysa o toprağa girdikten sonra artık bir gübre ya da çöp konumundadır.

yorulmak bilmeden gözlerimizi ölümden sonra yaşam dogması ile boyamaya devam ediyorlar. bu ise sadece toplum ahlakını korumak için sürdürülen, insanların doğru yoldan sapmalarını engellemek için uydurulan büyük bir yalandır. bu dogmanın gerçekten insanı iyi huylu ve ahlaklı yaptığı konusunda şüphelerim var. bence bu sadece insanları delirtmeye, acımasızlaştırmaya, ikiyüzlü yapmaya, sinirli yapmaya yarıyor.

dinin ağır dogmaları, yükü altında ezilmeyen, onu kabul etmeyen insanların daha iyi davrandığı açıktır. fakat yetkililer, kural koyucular eğer insanları bu masallarla uyutmaktan vazgeçse, toplumun yeniden düşünmesini engellemeyi durdursa, insanların nedenleri ve sonuçları sorgulamasına izin verse, bunu yasalara yansıtsa o zaman durum çok daha farklı olacaktır.

tanrı ile insan arasında arabuluculuk yapan din adamları, halkın aklını çelerek onları kandırıyorlar. tüm bunlar hırslı insanların tanrı dedikleri masalla diğerlerini kandırmaları ve bu yolla istediklerini elde etme çabalarıdır. bu sistem tamamen insanları mutsuz etmek ve yaşayış biçimlerini kontrol altına almak için vardır.

işte bunun nedeni, ülkenin ve yöneticilerin işine gelen insanları kontrol altında tutup özgürlüklerini ellerinden almak için kullanılan en basit yöntem oluşudur. sınırlayıcı bu kurallara, bu engellemelere, felsefenin ışığında bakıldığında aslında hiçbirinin gizli olmadığı, hatalarının ne kadar ortada olduğu, oyundan ibaret olduğu ve doğanın esas ilkelerini gizlemek amacıyla geliştirildiği açıkça ortaya çıkıyor.

oysa doğa bizi engelleyecek, sınırlarımızı kısıtlayacak, manevi huzursuzluğa neden olacak bir şey yapmamıştır. doğada hiçbir şey ahlaka aykırı değildir. o bizim üzerimize ahlak yükünü yıkmaz ya da bizi ahlak ve davranış ile engellemez.

dünyanın kendini mahkum ettiği dini ideolojiler, insanlık için tam anlamıyla bir musibettir. bu kutsal zırvalar tüm hayal gücünü, insanın tüm ateşini söndürmektedirler. yalanın peşinden giden insanlık kendini sonsuz mutsuzluğa teslim etmektedir.

ulusu dinden daha iyi bir korkutma yöntemi yoktur. hükümdarlarına karşı gelmemeleri için onları cehennem ateşi ile korkutmak gerekmektedir.

eğer biri cehennem dogmasını ve sonsuz acı zırvasını kabul ediyorsa akıl ya da sağlık sorunu olduğu kesindir.

gerçek ateş her şeyi içine alarak yakar ve sonunda yakacak bir şey kalmayınca da sona erer. o halde cehennemdeki ateş da sonsuz değil, sonludur.

son olarak gerçek ateşin ruha hiçbir etkisi yoktur. zaten eğer tanrı materyal bir ateşin ruhani varlığa etkisi olduğunu söylüyorsa, o halde ruhları kolayca yanabilir türden yaratmış demektir. zaten bu da din adamlarının boşa zaman öldürdüklerini kanıtlayan büyük gerçeklerden biridir ve onların ne kadar aptal ve acımasız oldukları da ortadadır.

hayır, bir kez daha hayır; hiçbir akıl ya da sağlık sorunu böyle bir saçmalığı kabul edemez.

tüm teologlar cehennemin acılarında hemfikirler, buna olan inançları sonsuz. baştan beri insanlar sürü halinde rahipler ve ruhban sınıfı tarafından buna inandırılmaya çalıştılar. romalı rahipler diğer mezheplerin inanışlarını reddetmişlerdi. insanlığın bu küçük kirli azınlık tarafından yönetilmesi doğru mudur? içlerinden biri bile çıkıp gerçeği bulmak için çaba gösterdi mi? asırlardır yalan söyleyen hilebazlara kimse karşı gelemedi.

tanrı açıkça kinci bir varlıktır, çok barbardır, çok kötüdür, çok adaletsizdir, çok acımasızdır.

doğru yolu görmek için başka neye ihtiyaçları var? sadece iki tür insan dini sistemin kendi isteğine uygun olduğunu düşünebilir. birincisi, tüm bunları kabul eden, hiçbir kuşku duymadan kabul eden; ikincisi ise üzerinde düşünmeye gerek duymayan ve hiçbir zaman incelemeyen. fakat ben meydan okuyorum ve düşünen her varlığın, bir zerrede olsa aklı olan her varlığın dinlerin sadece zulüm getirdiğini görmesini istiyorum.