18.8.15

serenad

zülfü livaneli

hepimiz içimizde, gizli, nazik davranışlarla üstü örtülen ama bir tehdit algıladığımız zaman hemen o keskin dişleriyle ortaya çıkan bir timsah taşıyoruz.

carl sagan, insanların hala sürüngen atalarının saldırganlığını taşıdığını söylüyordu. "beyin sapı, yüz milyonlarca yıl önceki sürüngen atalarımızdan miras kalan ve zaman içinde evrilen saldırganlığın, ritüellerin, bölgesel ve sosyal hiyerarşinin yatağı olan organdır." diyordu.

hayatta her şey bir ruh durumudur.

halk ancak örgütlü olduğu zaman etkili olabilir. yoksa tek tek insanlar, zorbalık karşısında sinerler.

hiçbir iktidar masum değildir. her iktidar öldürür. kimi daha az, kimi daha çok.

bütün devletler kötüdür. aslında devlet denen örgüt, kötülüğün sürdürülmesi için vardır.

istanbul vefasız bir sevgiliye benzer. sana hep ihanet eder ama sen yine de onu sevmeye devam edersin.

geçer gider yeryüzünde
en güzel nimetler bile
zaman sınırlarını aşan düşüncelerimizle
yaptığımız etki düşünenlere
bir tek o vardır, o kalır sonsuzluğa (goethe)

pascal: adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. adalet ile gücü bir araya getirmek gerekir. bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir.

ibni haldun: coğrafya kaderdir.

bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini.

insanların kendi milletini veya kendi inancını diğerlerinden daha üstün görmesi, ne korkunç olaylara, ne büyük acılara neden oluyor bu dünyada!