28.1.18

dinin insanlıkdışılığına dair

raoul vaneigem

fanatizm daima yanlışın hizmetkârıdır. doğrunun hizmetinde bile olsa tiksinti verir.

din, yıkıcılığa ve itaatsizliğe varana dek diz çökmedir. insanın insan tarafından yaratılmasını küçümseyen ve engelleyen her tutum, inkâr edilemez bir şekilde dinseldir.

william blake: çocuğun her korku çığlığında, tinin dövdüğü zincirlerin sesini işitiyorum.

ne kadar farklı olsalar da, bütün dinlerin ortak özelliği, dehamızın yaratma ayrıcalığına sahip olduğu lütuflardan hiç çekincesiz ve anında yararlanma yönündeki bitmek bilmez arzudan başkası olmayan bu insani ve dünyevi yaşam karşısında duyulan korku, aşağılama ve nefrettir.

jim thompson: insanın içi zaten ölüyse fikirler boştur; pisliği, korkuyu, gözyaşlarını, çığlıkları, işkenceyi ve kendi ölümünden, kendi boşluğundan utancı yaymaktan başka bir şey yapmaz.

din yeryüzündeki hakimiyetini ölüler üzerinde değil, öldürücü yaşam üzerinde inşa etti. hayatını öte dünyada yaşamak üzere kendi kendine ölmeyi buyuran bu sapmayı bir hakikat olarak yerleştirmeyi başardı. din, bedeni bir hapishane haline getirdi ve bedenin umutsuzluğunu da bir firar çılgınlığı yaptı.

kurumları ne kadar aşağılansa ve küçümsense bile, kurban etmenin, tevekkülün, suçluluk duygusunun, kendinden nefretin, haz korkusunun, günahın, kefaretin, doğa bozmanın ve aslında insanın insan olma güçsüzlüğünün, insanın telafisiz aptallığına inancın, semavi bir bankaya ve hissedarlarına verilen açık çekin varlığını sürdürdüğü bu yanıltıcı aşmanın egemen olduğu her yerde din de egemenliğini sürdürür.

din, aşıkların yaşam yaratma arzusuyla birbirlerinin oldukları aşk hazzı yerine üremeyi savunduğunda, çocuğunun mutluluğunu garanti edemeyecek ailelere fazla çocuk yapmalarını buyurduğunda, diderot'nun deyişiyle, "doğayı bastırmanın uğursuz sanatı" olan bu incil'e uygun kusursuzluğu uyanık genç bilinçlere aşkettiğinde, bu dinin çocuğa karşı nasıl bir suç işlediğini ne kadar söylesek azdır.

alain: ey, çocukluğun peri masallarının icat ettiği ve yetişkinin keşfetmeye tenezzül etmeyerek yaşamını zehirleyen marazi hayaller halinde bastırdığı başkalaşımların harikulade dünyası! din bizi zehirledi. başkalarına ders olacak bir parça vaazla can çekişenlerin işini bitirmeyi amaç edinmiş, insani zaaf ve ıstırapları kollayan güdük kalmış arzular tanrıları doğurur, gelişkin arzular tanrıları güdük bırakır.

en berbatından da olsa kendiniz olun ki en iyisi olasınız. sizden pek daha sevimli ya da daha iğrenç olmayan kahramanlarla özdeşleşmeye son verin; bunlar sizden kopmuş imgelerdir, herhangi bir taklidiniz bile sizin gölgenizi hareketlendirebilir. kendinizi başkalarıyla kıyaslamaya son verin. tinin dayattığı fikirlerden kendinizi koruyun; çünkü tinin bedene kaydettiği şey ölümün silinmez damgasıyla bilinci kandırır ve tahrif eder.

din eleştirisinin sonunda varacağı yer, insanın insan için yüce varlık olduğu doktrinidir; keza insanın değersiz, köleleştirilmiş, terk edilmiş, aşağılık bir varlık olduğu bütün toplumsal ilişkileri yıkma yönündeki kesin buyruğa varır.

montaigne: insanlar tanrı'yı yarattı; ama dinin kendi toplumlarını bağlayacak icatlarının bir parçası olduğunun farkına varamadılar.

canlı toprağı tanrılaştırmak, dinsel dalavereciliğin onu bir kez daha öldürmek istemesine izin vermektir. yaşamı hiç durmadan yeniden yaratan bir hazdan soyutlanmış her yaşam, ölü yaşamdır. gökler aleminin vampirleri, sizin zamanınız geçti!

belki de en aşırı, bedendeki yeri en sağlam olan arzuların zamanın uçuculuğunun önüne geçmeyi sağlayacak kanatları vardır. ama kendisi için önem taşıyan şeyi gerçekleştirdiğini iddia etmeye kim cüret edebilir? böyle bir sav, yaşama iradesi güç iradesine dönüştüğünde iyi yürekli perinin kötülük barındıran bir varlığa dönüşmesi gibi, en samimi dilekleri tersine çevirmeye yetmez mi?

laik devletler, kilisenin müminlerden bekledikleri itaati yurttaşlardan beklediğinde, dinsel kurumların yerine hikmet-i hükümet aygıtını geçirmiş olurlar. sonuçta papalık, "vatikan mı? kaç tane zırhlı tümeni var?" diye alaya alan stalin'i haksız çıkardı. tanklar stalinci papalığı çözülmeden kurtaramazken, vatikan bugün avrupa'nın utanç verici bir şekilde müsamaha gösterilen tek totaliter devleti olarak kalmıştır.