5.7.17

öte dünya

victor hugo

her vesileyle feragat ve fedakarlık öğütleyip duran isa'nız için deli divane olmuyorum. dilencilere cimri nasihati. feragatmiş: niçin? fedakarlıkmış: neye?

bir kurdun, başka bir kurdun mutluluğu için kendisini kurban ettiğini görmedim. öyleyse doğa içinde kalalım. biz zirvedeyiz; en yüksek felsefeye biz sahip olalım. başkalarının burnunun ucundan ötesini göremeyecek olduktan sonra yüksekte olmak neye yarar? neşe içinde yaşayalım. hayat her şeydir.

insanın, başka bir yerde, yukarıda, aşağıda bir taraflarda başka bir geleceği olduğu masalının bir kelimesine bile inanmıyorum ben. ha! bana fedakarlık ve feragat tavsiye buyruluyor; her yaptığıma dikkat etmeli, iyi ile kötü, doğru ile yanlış, fas ile nefas üzerine kafa patlatmalıymışım. niçin? çünkü yaptığım işlerin hesabını verecekmişim. ne zaman? öldükten sonra. ne tatlı hayal! ben öldükten sonra beni yakalayana aşk olsun. bir avuç külü gölgeden bir ele tutturun bakalım.

biz ki yaradılışın sırlarına ermişiz, isis'in örtüsünü kaldırmışız. gerçeği açıkça söyleyelim: ne iyilik ne de kötülük var; yalnız canlı bir fışkırış var. gerçeği araştıralım, iyice kazalım onu. ta dibine inelim, işte! gerçeğin kokusunu almak, toprağı deşmek ve onu yakalamak gerek. o zaman, o size tadına doyulmaz hazlar verir. o zaman güçlü olursunuz ve yüzünüz güler.

ben, esasında açık sözlü adamım. sayın piskopos, insanların ölümsüzlüğü boş laftır. ah o tatlı vaat! siz ona inanadurun. yok insan ruhmuş, yok melek olacakmış, yok kürek kemiklerinde mavi kanatlar çıkacakmış. kimdi o? yardım edin canım. tertullianus değil miydi hani cennetliklerin yıldızdan yıldıza uçacağını söyleyen? öyle olsun bakalım. biz de yıldızların çekirgesi oluruz. sonra tanrı'yı görecekmişiz. hele dur hele. bütün bunları tutup da moniteur'de yazacak değilim elbet, ne münasebet! sadece dostlar arasında fısıldıyorum: inter pocula. dünyayı cennete feda etmek, gölge peşinde koşup eldeki avı kaçırmaktır. sonsuzluğa kanmak ha! o kadar budala değilim.

ben bir hiçim. benim adım mösyö senatör kont hiçlik. doğmadan önce var mıydım? hayır. öldükten sonra var olacak mıyım? hayır. neyim ben? bir organizmayla birleşmiş bir parça toz. ne yapabilirim bu yeryüzünde? seçmem gerek. ya acı çekmek ya haz duymak. acı beni nereye götürür? hiçliğe; ama bu arada acıyı da çekmiş olacağım. peki, haz beni nereye götürür? hiçliğe; ama bu arada haz duyacağım. ben seçimimi yaptım. ya sen yiyeceksin ya da seni yiyecekler. ben yiyorum. ot olmaktansa diş olmak evladır. işte benim hikmetim bu. bundan sonra iş oluruna kalmış; mezarcı orada, bizler için panteon orası, herkes o büyük deliğe düşer. son. finiş. toptan tasfiye. her şeyin kaybolup gittiği yerdir bu.

ölüm öldü, inanın bana. orada birisinin bulunup bana bir şeyler söyleyeceğini düşünmek beni güldürüyor. kocakarı masalları. çocuklar için umacı, insanlar için yehova. hayır efendim, bizim yarınımız gecedir. mezarın gerisinde birbirine eşit hiçliklerden başka bir şey yok. ister sardanapale olun, ister vincent de paul, ikisi de aynı hiçlik eder. işte gerçek. şu halde, her şeyden önce yaşamaya bakın. kendi nefsinizi, elinizde bulunduğu sürece kullanın.

gerçekten de, size söyleyeceğim gibi, benim de bir felsefem ve filozoflarım var. zırvalıklarla uyutulmaya izin vermem. ama yine de, aşağıdakilere, baldırı çıplaklara, az kazananlara, sefillere bir şeyler gerek. efsaneler, ham hayaller, ruh, ebedi hayat, cennet, yıldızlar onlara yutturulur. bunları çiğner dururlar. kuru ekmeklerine katık yaparlar. hiçbir şeyi olmayanın iyi tanrısı vardır. hiç yoktan iyidir bu. buna karşı çıkmam; ama mösyö naigeon'u da kendime saklarım. tanrı halk için iyidir.