19.6.17

büyük adam

nazım hikmet

ben sosyalist şair; memleketimi ve halkımı, tıpkı karımı sevdiğim gibi etiyle kemiğiyle seviyorum.

15-16 yaşlarındayken baudelaire'i aslından okurdum. bir gün bizim orada, göztepe'de baudelaire'i okuya okuya yolda yürüyordum. sakallı celal de karşıdan geliyormuş, ben farkında değildim, dalmış gitmişim kitaba. bana yaklaşınca, "okuduğun o kitap ne senin?" diye sordu, kaldırdım başımı, baktım o. gösterdim kendisine kitabı. baktı, baktı yüzüme. ben o zaman suratı çil içinde sapsarı bir oğlandım. "sen büyük adam olursun, oğlum!" dedi ve yürüdü gitti.

ben her şeyden önce bir yazarım; fakat aynı zamanda toplumcuyum. bence, 20. yüzyılda yüceliğinin doruğuna ulaşan sosyalist öğretiyi bilmeden hiçbir şey olamayız; yalnız şair değil, genellikle düşünen insan da olamayız.

tüm adetlerden nefret ederim, hepsinden! bizi durdurur, engeller adetler. biraz da, mantıksal bir dayanağı olmayan törelerle mücadele etmek için devrimci oldum. töreler insanları tutsak eder. bense her türlü tutsaklığa karşıyım. küçük burjuvanın elinde silahtır töreler, ben onlardan da, küçük burjuvalardan da nefret ederim. törelerin düğünle, cenazeyle ilgili olanları bile korkunç. 

öyle bir ülkede yaşamak istiyorum ki, orada evlerin kapısı kilitlenmesin; soygun, hırsızlık, cinayet sözcükleri unutulup gitsin.