22.3.17

kitle ve iktidar

elias canetti

insanı bilinmeyenin dokunuşundan daha çok korkutan hiçbir şey yoktur. insan kendisine değen şeyi görmek ve tanımak, hiç değilse sınıflandırmak ister. yabancı herhangi bir şeyle fiziksel temastan her zaman kaçınma eğilimindedir.

uygar yaşam dokunulmaktan kaçınmaya yönelik çabaların sürdürülmesinden başka bir şey değildir.

hakkında kesin bir bilgi sahibi olmaksızın, hiçbir sosyal olayı anlamak mümkün değildir.

vaaza katılan bir adam kendisi için önemli olanın vaaz olduğuna dürüstçe inanır. oradaki çok sayıdaki dinleyicinin mevcudiyetinin ona vaazdan çok daha fazla tatmin verdiği söylenecek olsaydı, buna çok şaşırır, hatta hiddetlenirdi.

bir kitlenin iç yaşamının en çarpıcı özelliklerinden biri, zulme uğramış olma duygusudur; bu duygu bir kez ve sonsuza dek düşman ilan ettiği insanlara yönelttiği kendine özgü bir öfke ve sinirliliktir. böyle bir kitledeki herkes bağrında, yemek, içmek, sevişmek ve yalnız kalmak isteyen küçük bir hain taşır.

her türden yangın felaketinin insanlar üzerinde büyülü bir etkisi vardır.

insanlar "çocuklar uğruna" bir şeyleri biriktirir ve başkalarının açlıktan ölmesine izin verirler. aslında yaptıkları, yaşadıkları sürece her şeyi kendilerine saklamaktır.

yalnız yiyen herkes, bu işlemin başkalarının gözünde ona sağlayacağı prestijden feragat etmiş demektir.

hayatta kalanlara gösterilen düşmanlık, hayatta kalmayı kendi ayrıcalıkları olarak gören despot hükümdarlarda yaygındır; bu onların gerçek serveti ve en değerli mülküdür. büyük bir tehlike atlatıp hayatta kalarak dikkat çekme cüretini gösteren herhangi biri ve özellikle de çok sayıda başka insan ölürken hayatta kalan biri, despot hükümdarların alanına izinsiz girmiş sayılır ve hükümdarların nefreti hayatta kalanlara yönelir.

eski bir çin metninde şöyle yazar: "bir yöneticinin iktidarı, gücü çok daha az da olsa, yıldırım parıltısı gibidir."

gizlilik ikili karakterini iktidarın daha üstün bütün dışavurumlarında korur. ilkel büyücü hekimden paranoyak insana ve her ikisinden tarihin despotuna yalnızca bir adım vardır.

iktidara nüfuz edilemez. iktidara sahip olan insan başka insanların içini okur, ama onların kendi içini okunmalarına izin vermez. iktidar sahibi herkesten ketum olmalıdır; niyetlerini ve fikirlerini hiç kimse bilmemelidir.

"gizlerini anne, baba, kardeşler, eşler ve arkadaşlardan saklamak kralların ayrıcalığıdır." iran'ın sasani krallarının eski geleneklerinden pek çoğunu kaydeden orijinal arapça yazılmış book of the crown'da (taht kitabı) böyle yazar.

bir despot asla gerçekten affetmez.

pek çok yasaklamanın, yalnızca, kendi koydukları sınırları aşanları cezalandırabilen ya da affedebilenlerin iktidarını artırmak için var olduğuna şüphe yoktur.

merhamet edimi, iktidarın çok yüksek ve yoğunlaşmış bir ifadesidir.

büyük histeri krizleri, bir dizi şiddetli kaçış dönüşümünden başka bir şey değildir. histeriden mustarip olan kişi kendini üstün bir iktidar tarafından ele geçirilmiş gibi hisseder.

ağaçlardaki bütün yapraklar aynıdır ve hepsi kuruyup toz olur; her ışık huzmesi kuşkuların gecesinde söner. insanoğlunun hâlâ var olması mucizedir.

iktidar hiçbir zaman, profesyonel olarak zihinleri sürekli iktidarla meşgul olan, (dalkavukluklarını bilim adamlığı kılığına sokan) her şeyi ya zamanla ya da onların elinde herhangi bir şekli alabilen zorunlulukla açıklayabilen methiyecilerden ve tarihçilerden yoksun kalmamıştır.

"her şeyden önce, ben de yalnızca bir insanım ve bu yüzden insanın kavrayışıyla sınırlanmışım." (daniel paul schreber)

tanrı yalnızca cesetlere alışıktır ve canlılara çok yaklaşmamaya özen gösterir. tanrı’nın ebedi sevgisi temel olarak yalnızca yaratmaya yöneliktir.

bu dünyanın büyüklerine duyulan saygı kolay terk edilmez; insanın tapınma ihtiyacı sınırsızdır.

hangi sebeple olursa olsun zulme uğrayanlar arasında, zihninin bir köşesinde kendisini isa olarak görmeyen kimse yoktur.

hayatta kalmak kendileri için bir zaaf ya da suç olan eski yöneticilerin en cüretkar hayalleri dahi bugün ufacık görünmektedir. geriye dönüp bakıldığında tarih masum ve neredeyse huzurlu görünür. o dönemde her şey çok uzun sürdü ve henüz keşfedilmemiş dünyada yok edilecek çok az şey vardı. bugün karar ile uygulama arasında yalnızca bir an vardır ve bizim potansiyellerimizle ölçüldüğünde cengiz han, timurlenk ve hitler acınası acemiler gibidirler.