20170215

yolları çatallanan bahçe

jorge luis borges

aynalar ve babalar tiksinçtir; çünkü her ikisi de bu evreni çoğaltıp dağıtırlar.

birbirinden farklı bilimlerin alanında ustalaşan bireylerin sayısı oldukça kabarıktır; ama yaratıcı olabilenlerin, hele bu yaratıcılığı sağlıklı ve sistemli bir tasarımın emrine verebilenlerin sayısı çok azdır.

kendi uzmanlık alanı dışında okuduğu şeye kolaylıkla inanmayacak kişi yoktur.

korkunç bir işe kalkışan kişi bunu çoktan tamamlayıp bitirmiş olduğunu düşlemeli, geçmiş kadar geriye döndürülemeyecek bir gelecek olduğu düşüncesini kendine kabul ettirmelidir.

bütün estetik devrimler insanı sorumsuzluğa ve kolaycılığa kışkırtır.

başkasına iyilik yapan, her zaman için kendisine iyilik yapılanın üstünde bir yerdedir.

hepimiz, içinde bulunduğumuz koşulları dar bir açıdan değerlendirme ve komşumuzun tavuğunu kaz görme eğilimindeyizdir.

gerçek çoğunlukla bizim gerçek hakkındaki beklentimizle örtüşmez.

bir erkek çocuğu için eski, köhne bir ev, hele bir de alışılmadık, gölgeler içinde bir yerse, gezginlerin ayak bastığı yeni bir ülkeden çok daha göz kamaştırıcıdır.

bazen olağan zaman ölçülerinin dışına taşan olaylar vardır yaşamda.

"düşünmek, çözümlemek, uydurmak kuraldışı edimler değildir; zekânın olağan soluk alıp verişidir bunlar. bu işlevin arada sırada yerine getirilmesini kutsamak, eski çağlardan kalma yabancımız olan düşünceleri bir kenara biriktirmek, gözlerine inanamamanın sersemliğiyle doctor universalis denen kişilerin neler düşünebildiklerini hatırlamak, tembelliğimizi ya da barbarlığımızı itiraf etmek demektir. insan, kafasında her türlü düşünceyi barındırabilmeli; sanıyorum gelecekte durum böyle olacak."

bu dünyanın işleri insan denen sıradan yaratığın akıl erdiremeyeceği kadar karmaşıktır.

kurgusal ürünler akla gelebilecek bütün bağdaştıranları içeren tek bir olay örgüsünden oluşurlar. felsefi nitelik taşıyanlar, hiç şaşmaz, hem tezi hem de antitezi, bir öğretinin yanında ve karşısında olan tüm unsurları içerirler. karşı kitabını içermeyen bir kitap, eksik kalmış sayılır.

ün, anlaşılmamanın bir türü, belki de en kötüsüdür.

tek bir insanın yaptığı, sanki bütün insanlar tarafından yapılmış gibidir. bu nedenle, cennet bahçesindeki söz dinlemezliğin bütün insanlığı kirletmesi haksızlık sayılmaz; gene bu nedenle tek bir yahudi'nin çarmıha gerilmesinin insanlığı kurtarmaya yetmesi de haksızlık sayılmaz. belki de schopenhauer haklıydı; ben bütün öteki insanlarım, her insan bütün insanlardır. shakespeare bir anlamda o sefil john vincent moon'dur.

karanlıkta yol alan hikâye karanlıkta son bulur.