22.2.17

underground

vladimir makanin

çehov, tımarhaneyi bizzat görmüş rus yazarların sonuncusudur. diğerleri, onun samimi bilgisini tükürükleyip tekrarladılar yalnızca.

belki de o eski acı uğruna başlar insan öyküler yazmaya. o acıdan ötürü. ve bu hal, acıyı uzaklaştırır, şeklini değiştirir; ama bir türlü geçirmezken, insanı, olacağı şey ve kişiye dönüştürür.

yazan insanın ruhu, metne kiralanmış bir gemi gibidir.

insan ilkeldir ve başlangıçtan ihtiyatlı bir yapıya sahiptir. bizi böyle örseleyen de bu gerçekleşmeyen pişmanlıktır.

münzevi, bir iç mülteci gibidir. münzeviler devri biter bitmez hemen mülteciler devri başlar zaten.

insanlar tasasızlardır, insanlar unuturlar. televizyon ekranı, küçücük böceğin üzerine sarkmış dev bir büyüteç gibidir.

anlaşılma arzusu özel bir sarhoşluk türüdür.

kehanet, homurdanmanın yüksek bir seviyesi gibidir.

durumu karmaşıklaştıran, bir dünyalının en samimi olduğunda bile pek nadir yüzde yüz pişman oluşudur.

yaşam, kendi yapışkan çimentosuna sahiptir.

bir ayyaş, nereye yuva kuracağını bilir.

bizler her şeye ve herkese acırız. hastanedeki çocuklara. ihtiyarlara. öldüresiye dövülen hayvanlara. ben bazen, söylemesi komik ama, ayaklarımın altındaki kırılmış ot sapına acıyorum. ne tarafa baksam canım yanıyor.

en ufak bir yönelimin bile bir sivri ucu vardır.

bir entelektüel, vakti geldiğinde polisin eline rüşvet tutuşturmayı bilmeye mecburdur.

her insan günün birinde bir tanıma şekli olarak şu ya da bu değerlendirmenin anlamsızlığını kavrar. değerlendirmeler dünyası varlığını noktalamıştır. bir aydınlık gelir. bayram edilir. insan ruhu birden şarkılar söylemeye başlar.

tehdit, eylemin kendisinden daha korkutucudur.

hepimiz toprakta olacağız. tabut ya da kutularda. ölüler susar. çürüme ve küldür payımıza düşen.